ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.
 
HEMOROİD, ANAL FİSSÜR,
REKTOSEL
gibi
hastalıklarda
Tedavi Kararı?










Paylaş - Yazdır

Hemoroidal Hastalık "Basur" Nasıl Oluşur?

      HEMOROİDAL HASTALIK veya namı değer BASUR (HEMOROİD, MAYASIL) için yıllarca "makatta yerleşmiş damarların varisi" açıklaması yapıldı ve "DAMAR HASTALIĞI" olarak kabul edildi. Dolayısıyla makatta ele gelen memeleşme, kanama ve ağrı gibi sıkıntıların kökeni olarak da hemoroid yastıkçıklarındaki damarlar gösterildi. Hatta bu çerçevede sadece damarlara yönelik çeşitli cerrahi veya cerrahi dışı tedavi alternatifleri sunuldu.

      Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışma ve araştırmalar sonucu bu düşünce ve öngörünün eksik olduğu gerçeği ile karşılaşıldı. Çünkü hemoroid yastıkçıklarının damarlara ilave olarak elastikiyet özelliği olan kas lifleri ve asıcı bağlardan da oluştuğu saptandı. Lastik gibi gerilme ve büzülme (elastikiyet) özelliği olan asıcı bağların; özellikle hemoroid yastıkçıklarındaki damarları “file” gibi sardığı, bu sayede gereksiz damar genişlemelerinin (büyümelerinin) önüne geçtiği ortaya kondu.

      Bu file gibi sarma durumunu daha iyi algılayabilmek için; her gün giyip çıkardığınız iç çamaşırınızı (külot) aklınıza getirin. Tamam, iç çamaşırı olarak külot; malum yerlerin örtülmesini sağlasa da onun yerinde durmasını sağlayan, yani asıl işlevi yapan beldeki lastiktir. Bu sayede, kullanımlar sırasında fazla genişleyemez ve sonrasında da eski haline kolayca döner. Peki, ya zamanla lastik bir şekilde özelliğini kaybederse, ne olur?..

      Basurun benzer bir mantıkla; pek farkında olmadan da olsa yıllardır devam eden KULLANICI HATALARI nedeniyle elastikiyet özelliğini kaybetmiş (aşırı esnetilmiş, kırılmış kopmuş) asıcı bağlara bağlı olarak oluştuğu gerçeği ile karşılaşıldı. Ki bu durum; damarlardaki genişmele ve büyümenin de nedeniydi. Yani makatta memeleşme ile belirginleşen basurda damarların genişlemesi neden değildi, sadece bir sonuçtu.

Tüm bu saptamaların ardından Hemoroidal Hastalığın, yani BASURUN;
DAMAR HASTALIĞI değil de BAĞ DOKUSU HASTALIĞI olduğu kabul edildi.

HEMOROİD (Basur); Neden Oluşur?

      Öncelikle dışkılama işlevi sırasında makatta yer alan hemoroid yastıkçıklarının rolünü tekrar gözden geçirelim. Daha ayrıntılı bilgi için Bknz: Hemoroid Nedir? Ne işe yarar?

      Dışkılama, tuvalette ıkınmayla başlar. Ikınma ise turnike etkisiyle karın boşluğunda basınç artışı yapar ve hemoroid yastıkçıklarında dolaşan kanın (1) kalbe geri dönüşünü azaltır. Böylece damarlarda dolgunluk (genişleme), dolayısıyla hemoroid yastıkçıklarında büyüme (2) olur.
-1- -2- -3- -4-
      Ancak hemoroid yastıkçıklarında, dolayısıyla damarlardaki genişleme; yine yastıkçıkların yapısında yer alan asıcı bağların (3) elastikiyet/gerilme (4) özellikleri sayesinde, file misali kontrol altında tutulur ve sınırlandırılır. Böylece dışkılama sırasında hemoroid yastıkçıklarının gereksiz/aşırı büyümesi engellenir.
-a- -b- -c- -d-
      Dışkılamanın, yani ıkınmanın sonlanmasıyla birlikte azalan karın içi basıncına paralel olarak; kanın kalbe geri dönüşü başlar ve damarlardaki kan basıncı, yani asıcı bağları (a-b) gerdiren güç azalır. Dolayısıyla asıcı bağların lastik misali devreye giren elastikiyet (çekme) (c) özelliği sayesinde hemoroid yastıkçıklarındaki damarların boşalması ve küçülmesi (d) sağlanır.

      Görüldüğü gibi dışkılamayla, yani ıkınmayla birkilte hemoroid yastıkçıklarındaki büyümeyi kontrol eden bir düzenek vardır. Ki bu düzenekteki ana unsur; asıcı bağların elastikiyet özelliği veya gücüdür.

      Ancak yıllar içersinde, sıklıkla da Kullanıcı Hataları nedeniyle asıcı bağlarda; aşırı esneme, kırılma veya kopma gibi çeşitli hasarlar oluşur. Bu hasarların derecesine bağlı olarak da asıcı bağların elastikiyet özelliğinde (gücünde) azalma olur. Bu durum bir taraftan dışkılama sırasında hemoroid yastıkçıklarında daha fazla büyümüye, dolayısıyla da ağrı şişlik ve kanama gibi sıkıntıların yaşanmasına sebep olur. Diğer taraftan ise dışkılama sonrasında şişen memelerde yeterli küçülmem olmamasına, dolayısıyla da tuvalet sonrası devam eden ağrılı şişliklere ve conta kaçaklarına (akıntı-kirlenme) sebep olur. Böylece tuvalette ıkınmayla tetiklenen ve BASUR diye bilinen, çeşitli sıkıntılar (kanama, ağrı ve memeleşme gibi) topluluğu yaşanmaya başlar.

      O halde asıcı bağlarda hasar, dolayısıyla Basur oluşmasında rol oynayan faktörleri iki temel grupta toplayabiliriz.

      1. Kullanıcı Hataları: Gereksiz/artan ıkınmalarla gerçekleştirilen her dışkılama; hatalı dışkılama işlevi olarak kabul edilir ve karın içi basınç artışıyla sonuçlandığı için asıcı bağlarda hasar oluşmasına sebep olur. Kısaca, kullanıcı hatası veya makatı hor kullanım olarak değerlendirilebilir.

      Ancak çoğu kişi, bu hatalı alışkanlığının farkında bile değildir. Çünkü “Ikınma” kelimesi, sıklıkla “zorlanma” veya “kalın-sert dışkı” ile özdeşleştirilir. Bu nedenle de çoğu kişi “ıkınmadığını” ya da "ıkınmadan zaten çıkmaz ki?" diye düşünür. Hatta bu çerçevede çoğu kişi; “dışkılamanız nasıl?” diye sorulduğunda "Normal" diye tanımlama yapar. Ama gerçek normal nedir? bilinmez. Çünkü kimse göstermedi veya öğretmedi ki!..

      “Kaş yapayım derken göz çıkarma” misali, hatalı dışkılama alışkanlıklarının temeli sıklıkla çocukluk yıllarında atılır. Nasıl mı? Annelerin koruma içgüdüleri ve hijyen saplantılarına bağlı olarak “öyle her yerde tuvalete gidilmez, mikrop kaparsın” öğretisiyle tuvalet tutma ve erteleme alışkanlıkları edinilir. Bu durum diş macunu tüpünün ağzının açık kalması gibi dışkının da zamanla katılaşması veya sertleşmesiyle sonuçlanır. Dolayısıyla çocuk tuvalette dışkıyı çıkarmakta zorlanmaya başlar. Anne, “ıhhhlaa da çıkar” diyerek tekrar devreye girer ve gereksiz ıkınmayı da öğretmiş olur.

      Bu bilgiler anneden alındığı için doğru kabul edilir ve yıllarca, kapalı kapılar ardında “NORMAL” düşüncesiyle uygulanır durur. Ancak yıllar geçtikçe gereksiz/artan ıkınmalarla, hatta zorlanmalarla sağlanan dışkı çıkışları sırasında artan karın içi basıncına paralel olarak asıcı bağlarda hasar oluşmaya başlar.

      Hâlbuki normal dışkılama işlevi; "Mermiyi namluya ver, ama namludan sen çıkarma, bırak kendiliğinden çıksın" modeli olarak düşünülebilir. Bu çerçevede dışkı; öncelikle karın kasları sıkılarak (kasılarak) makat ağzına yönlendirilir. Yani mermi namluya verilir. İşte normal dışkılama işlevi için sadece bu kadarlık bir ıkınma olması gerekir. Fakat gerek daha sonrasında dışkının kendiliğinden çıkmaması gerekse kendiliğinden çıkışın beklenememesi gibi sebeplerle karın kasları çoğu defa tekrar devreye sokulur. Ve dışkı çıkışı gereksiz(artan ıkınmalarla sağlanır. Yani mermi namludan da çıkartılır. İşte dışkı çıkışları büyük bir oranda karın kasları desteğiyle, yani gereksiz ıkınmalarla sağlanıyorsa buna ıkınarak dışkılama adı verilir. Hatta bu gereksiz ıkınmalar, özellikle kalın sert dışkı dönemlerinde yeterli olmaz. O zaman karın kas desteği "zorlanma" adı altında yüz mimiklerine yansıyacak şekilde olur ve buna da zorlanarak dışkılama adı verilir.

      Basur (Hemoroidal Hastalık) oluşumunda Kabızlık başta olmak üzere çok çeşitli nedenler öne sürülür. Ancak Neden-Sonuç ilişkisi dâhilinde tüm nedenler irdelendiğinde; ortak noktalarının gereksiz ıkınma kökenli HATALI DIŞKILAMA İŞLEVİ olduğu gerçeği ile karşılaşılır.

      ● Sıklıkla Peklik olarak bilinen ve seyrek tuvalete gitme ve/veya kalın sert dışkı çıkarma olarak tanımlanan KABIZLIK; gereksiz ıkınmalara, hatta zorlanmalara sebep olduğundan basur oluşmasında rol oynar. Ancak her ne kadar düzenli olarak her gün bir veya birden fazla tuvalete gidiyor ve yumuşak kıvamlı dışkı çıksa da KABIZ olabilirsiniz. Yani Dışkı çıkış güçlüğü tipi kabızlık (Bknz:Dışkılama Güçlüğü) yaşıyor olabilirsiniz. Çünkü gereksiz ıkınıyor veya ıkınmadan dışkı çıkmıyordur. Ama bunun farkında bile değilsinizdir. O yüzden kabızlığı sadece peklik olarak düşünmemek gerekir. Diğer taraftan uzun süreli ishal durumları (az ve yumuşak-cıvık dışkılama) da; neden olduğu gereksiz ıkınmalar sebebiyle basur oluşmasında veya basur sıkıntılarının belirginleşmesinde rol oynar.

      Mademki Kabız değilsiniz, dışkılamanız "Normal" ve ıkınmıyorsunuz... O zaman makatınızda niye sorun yaşıyorsunuz? Çünkü pek farkında olunmasa da ıkınarak, yani karın kaslarını kullanarak veya sıktıkça dışkı çıkışı sağlanıyordur. Tuvalet yaparken bir elinizi karnınıza koyun ve tuvalet boyunca ne kadar sıklıkla karın kaslarını kastığınıza bakın... Unutmayınki, karın kasların kullandığınız veya sıktığınız her işlem bir ıkınmadır.

      ● Peki, beslenmenin hiç mi rolü yok? Tabii ki var. Ama düşünüldüğü gibi “şunu ye, bunu yeme” tarzında değil. Doğrudan ıkınmayla bağlantılı olarak rol oynar. Ikınmanın yeterli seviyede kalması için öncelikle depoda yeterli dışkı olması gerekir. Ki bunun için de kişinin; düzenli aralıklarla ve dengeli beslenmesi gerekir. Diş macunu tüpünü yeni aldığınızda içi doludur. Dolayısıyla az bir sıkmayla (ıkınmayla) ağız dolusu macun, kendiliğinden dışarı çıkar. Ancak tüpdeki macun azaldıkça veya cıvıklaştıkça; hem sıkmalar artmaya hem de çıkışlar, plöff, plöff ve azar azar olmaya başlar. Yani gereksiz ıkınmalar artar. O yüzden beslenmenin öncelikle dışkıyı “muz” kıvam ve kalınlığına getirecek şekilde dengeli (lifli/lifsiz dengesi) olması gerekir. Ayrıca tüpteki macunun da ağzı açık bırakılıp kurumasına (peklik) da engel olunmalıdır. Bunun için görev icabı değil de ihtiyaç oluştuğunda tuvalete gidilmeli ve gereksiz tuvalet tutma veya ertelemelerden kaçınılmalıdır.

      O yüzden “Daha sulu ve lifli şeyler yeyin" veya "Şunu ye, bunu yeme" gibi önerilerin pek bir anlamı yoktur. Beslenme; dışkılama sürecinin bir parçasıdır. Ikınmayı azaltabilmek için normal beslenme yoluyla sağlanmış bol yumuşak dışkının, öncelikle rezervuarda (rektumda) olması gerekir. (Bknz: Normal Beslenme-Dışkılama-Dışkı)

      ● Uzun süreli öksürük, şişmanlık ve hamilelik gibi durumlar da karın içi basıncını artırarak asıcı bağlarda hasar oluşmasına sebep olabilmektedir.

      ● Hareketsiz yaşam gibi barsak çalışmasını yavaşlatan nedenler hem karın içi basıncını artırarak hem de ıkınmayı artırarak asıcı bağlarda hasar oluşmasına sebep olabilmektedir.

      ● Basur oluşumunda veya basur sorunlarının belirginleşmesinde Stres veya psikolojik problemlerin de rol oynadığı ifade edilmektedir. Barsak çalışmasında stresin tabii ki rolü vardır. Ancak stres durumlarında değişen beslenme ve dışkılama alışkanlıklarını da göz ardı etmemek gerekir.

      2. Hormonal ve Yapısal Nedenler: Hemorid yastıkçıklarında yer alan asıcı bağlarda esneklik artışına veya gerginlik kaybına yol açarak basur oluşumunda rol oynar. Bilindiği gibi yapısal olarak elastikiyet veya gerginlik özelliği her lastiğin aynı değildir. Tabii ki araba lastiğinden bahsetmiyorum. Bağ dokusu özelliğinde olan asıcı bağları da lastik gibi düşünebilirsiniz. Dolayısıyla bazı kişilerdeki asıcı bağların yapısal olarak daha esnek olması; bu kişilerin çok daha erken yaşlarda veya daha şiddetli basur sorunları yaşamasına sebep olabilir.

      Diğer taraftan progesteron gibi hormonlar; bağ dokularında, dolayısıyla asıcı bağlarda da esneklik artışına sebep olur. Ki bu hormonal etki; bayanlarda, özellikle hamilelik dönemleri ile sonrasında veya adet kanaması görmelerine yakın basur belirtilerinin tetiklenmesinde rol oynar.

      Son olarak, Hemoroidal Hastalığın, yani Basurun aynı aile bireyleri arasında daha sık rastlanması sebebiyle ırsi (kalıtsal) olduğu düşünülmüş olsa da; yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ırsi özelliği olmadığı gerçeği ile karşılaşılmıştır. Ancak aynı aile bireylerinin hem dışkılama alışkanlıklarının hem de bağ dokusu yapılarının benzer özelliklere sahip olduğu dikkat çekmiştir. Bu nedenle de aynı ailede içersinde sık görülmesi; ailevi yatkınlık olarak değerlendirilmiştir.

HEMOROİD (Basur); Nasıl Oluşur?

      Dışkılama; tüm olası mekanik ve hormonal nedenlerin etkisi altında ortalama 1-2 günde 1-2 defa gerçekleşen işlevdir. Buna rağmen dışkılama işlevi "Norm" standartlarında gerçekleştiği sürece asıcı bağların da yer aldığı hemoroid yastıkçıklarında; yaşam konfor ve kalitesini bozacak seviyede hasar veya deformasyon gelişmesi beklenmez. Yani araba misali, dağa taşa vurmadığınız sürece pek sorun yaratmaz.

      Ancak, genellikle çocukluk yıllarında oluşturulan, düzensiz ve dengesiz beslenme alışkanlıklarıyla desteklenen ve yıllar içersinde pek farkında olmadan devam eden hatalı dışkılama işlevleri ile yıllar içersinde eklenen çeşitli nedenlere bağlı olarak hemoroid yastıkçıklarının hasar görme riski artar ve deformasyon süreci hızlanır. Nasıl mı?
      Artan/Gereksiz ıkınmalarla gerçekleştirilen her dışkılama işlevi; zamanla, dışkılama işlevinin gerçekleştiği rektum ve makatta; DIŞKILAMA GÜÇLÜĞÜNE, yani daha fazla ıkınmaya neden olacak çeşitli hasarlara veya deformasyona neden olur. Ki bu süreçte, zamanla daha da belirginleşen gereksiz ıkınmalardan hemoroid yastıkçıkları da nasibini almaya başlar. Hemoroid yastıkçıklarındaki damarlarda daha fazla ve uzun süre kan göllenmeye başlar. Bu durum, damarları saran asıcı bağların daha fazla gerilmesine ve daha uzun süre gergin kalmasına yol açarken asıcı bağlarda aşırı gevşeme ile kısmi kırılma ve kopmalara sebep olur.

      Asıcı bağlarda elastikiyet (güç) kaybına yol açan bu gevşeme, kopma ve kırılmalar; zamanla hemoroid yastıkçıklarında geri dönüşü olmayan deformasyonlara yol açar ve adına BASUR denilen sıkıntılar yaşanır. Dışkılama sırasında; asıcı bağlarda oluşan elatikiyet kaybına bağlı olarak damarlarda daha fazla genişleme, dolayısıyla hemoroid yastıkçıklarında gereğinden fazla büyüme olur. Hatta devam eden gereksiz/artan ıkınmalar nedeniyle zamanla hem asıcı bağlardaki elastikiyet kaybı hem de yastıkçıklardaki büyüme artar.
      Dışkılama sırasındaki gereksiz ıkınmanın ve dışkının itici gücüne paralel olarak büyüyen hemoroid yastıkçıkları makat ağzına doğru ilerlemeye (sarkmaya) ve zamanla da makat dışına çıkmaya başlar.

      Dışkılama sırasında büyüyen ve sarkan hemoroid yastıkçıklarında dışkının oluşturduğu tahrişe bağlı olarak değişen miktar ve şiddette kanama, makat ağzında ele gelen ağrılı-ağrısız memeleşme görülmeye başlar. İstirahat durumunda ise özellikle yumuşak-cıvık dışkılama sonrası daha fazla olmak üzere makatta akıntı, kaşıntı ve iç çamaşırda kirlenmeler görülür (contalar bozulur). Tabii, dışkılama sırasında şişen memeler; elastikiyet kaybına bağlı olarak küçülemez ve istirahat durumunda da devam eden ağrılı memeleşmeler (şişlikler) oluşur.

      SONUÇ: Yıllar içersinde pek farkında olmadan gerçekleştirilen ve artan ıkınmalarla karakterize olan hatalı dışkılama işlevleri sonucu; halk arasında “basur/hemoroid” diye bilinen belirtiler (sıkıntılar) bütünü yani Hemoroidal Hastalık ortaya çıkmış olur.

      Ki oluşan bu hemoroidler, buzdağının sadece suyun üstünde kalan ve görünen küçük kısmı olabilir. Buzdağının altında ise rektum ve sigmoid kolonu da ilgilendiren ve mevcut basur tedavisini güçleştirecek redundan rektosigmoid, dilate rektum, rektal hiposensitivite, rektosel, rektal mukozal prolaps, rektal intussusception gibi hastalıklar, yani DIŞKILAMA GÜÇLÜĞÜ (DIŞKI ÇIKIŞ GÜÇLÜĞÜ TİPİ KABIZLIK) da yatabilir.

Dışkılamayla olan bağlantısı nedeniyle....

1.) BASUR, IKINMAYLA TUVALETTE BELİRGİNLEŞİR...
      Basur sıkıntıları gereksiz ıkınmanın derecesine bağlı olarak tuvalette ortaya çıkar ve/veya sonrasında devam eder. Bayanların göğüslerinde sütyen var iken deforme/sarkık olup olmadıklarını anlayamazsınız. Asıl gerçek sütyen çıkınca belli olur. Aynı mantıkla makata; asıcı bağlardaki elastikiyet kaybı nedeniyle oluşan memeleşme veya sarkmanın derecesi de dışkılama sırasında belli olur. Çünkü aynı şekilde makatta da bir sütyen vardır ve bu sütyenin adı makat(büzük) kaslarıdır. Taharet temizliği sırada makat kasları kapanır, yani sütyen takılıdır. O yüzden asıl gerçek; sütyen çıkınca, yani wc de ıkınınca ortaya çıkar.

Makatın istirahat hali(sütyenli hali)

      Bu özellik, “yaa benim, sadece tuvalette iken sıkıntılarım oluyor, başka zaman bir sorunum yok ki...” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Başka ne zaman olacak ki...

      Kullanıcı Eğitimiyle desteklenen Korunma yollarının ve bitkisel tedavilerin temel mantığı ıkınmayı azaltmaktır. Böylece sıkıntılar geriler ve hastalığın daha kötüye gitmesi engellenir. Ama asıcı bağlarda oluşmuş olan geri dönüşü olmayan elastikiyet kaybı, yani basur (hastalık) geçmez. Piyasada satılan çeşitli basur tedavi ürünlerine dikkatli olarak bakılırsa; dip not olarak "hastalık sıkıntılarının, şikayetlerinin azaltılmasında etkilidir." diyen ibareler bulunur.

2.) BASUR, İLERLEYİCİ BİR HASTALIKTIR...
      Vücudumuzda tüm organ ve dokularımızda, yaş ve kullanım derecemize bağlı olarak yıllar içinde bir yıpranma ve deformasyon gözlenir. En basitinden, ilerleyen yaş ve kullanım derecesine (emzirme süre ve sıklığına) göre bayanlardaki meme deformasyonu (sarkma) daha belirgin hal alır. İşte, size kullanım derecesinin önemi...

      Gelelim makata... Yaşamın temeli beslenme üzerine kurulu olduğu sürece, bir çıkış olmak zorundadır. Yani dışkılama (kullanma) gerekir. Kullanma şekli ve derecesini de dışkılama alışkanlıkları belirlemez mi? O halde kullanıcı (dışkılama) alışkanlıklarına bağlı olarak hemoroid yastıkçıklarında bir deformasyon gelişmesi ve bu deformasyonun da ilerlemesi; doğal değil midir? O yüzden, kullanıcı (dışkılama) hatalarına devam edildiği sürece basur kendi kendine asla gerilemez.

      Ancak kullanıcı hatası herkeste aynı derecede değildir. O yüzden hemoroid yastıkçıklarının yapısında yer alan asıcı bağlardaki elastikiyet kaybı, dolayısıyla hem hemoroid yastıkçıklarındaki deformasyonun derecesi hem de neden olduğu sıkıntılar herkeste aynı değildir. Bu nedenle Hemoroidal Hastalık; oluşan deformasyonun bir nevi ölçütü olan ıkınma sırasında ortaya çıkan memeleşmeye göre Evre I-II-III-IV olarak sınıflandırılır. Aslında bir hastalığın evrelerinin olması dahi, ilerleyici özelliğini anlatmak için yeterlidir.

      Bu özellik, “yaa bende yıllar önce vardı, geçti ama şimdi öncekine göre daha fazla sıkıntı yapmaya başladı.” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Herhalde...

EVRE ( I ) EVRE ( II ) EVRE ( III ) EVRE ( IV )

      Birinci Evre: Memelerin dışkılama (ıkınma) sırasında makat içinde belirginleştiği, ancak makat ağzına kadar ulaşamadığı erken dönem hemoroidlerdir. Dolayısıyla dışarıdan görülmeleri mümkün değildir.
      İkinci Evre: Hastalık ilerledikçe memeler dışkılama (ıkınma) ile makat ağzına ulaşır hale gelir ve hatta dışarı çıkar. Ancak ıkınma bittiğinde kendiliğinden içeriye girer.
      Üçüncü Evre: İlerleme devam ettikçe, dışkılama (ıkınma) sırasında veya kendiliğinden memeler dışarıya çıkar. Ancak ıkınma sonrası kendiliğinden içeri girmeleri 1-2 saat alabilir veya parmakla müdahale gerektirir.
      Dördüncü Evre: Son aşamada ise, ıkınma olsun  veya olmasın memeler çoğunlukla dışarıdadır. Dışkılama sonrası belirginleşen memelerin içeri girmeleri el ile bile tam olarak mümkün olmaz.

      NOT: Bu evreleme sadece makatta oluşan memeleşme baz alınarak yapılmıştır. Olası Kanamanın, Ağrının, Akıntı ve kirlenmenin az veya çok olmasına göre bir evreleme yoktur. Evreleme tanımlamasını okurken memelerin WC'de ıkınma aşamasında, dışarı çıkma derecelerine göre sınıflandırıldığına dikkat ediniz. İstirahat halindeki makatınıza bakarak karşılaştırma yapmayınız. Aldanırsınız...

3.) BASUR, ATAKLAR HALİNDE SEYREDER...
      Her tuvaletinizde “illaki aynı sorunlarla veya aynı şiddette veya artarak karşılaşmak gerekir” diye bir şart yoktur, değişir. Çünkü kullanıcının beslenme ile buna bağlı olarak dışkılama sırasında ihtiyaç duyduğu gereksiz ıkınma derecesi değişir. Her tuvalette aynı olmaz. Bu nedenle de yaşadığı sıkıntılar dalgalı bir seyir gösterir. Hatta belli bir dönem hiç olmayabilir. Ama bir dönem gelir; fışkırır tarzda kanayabilir(kanama atağı) ya da oturtamaz halde ağrılı şişlik(şişlik atağı) yapabilir.
Tromboze dış hemoroid atağı Prolabe iç-dış hemoroid atağı Kanamalı iç-dış hemoroid atağı
AĞRILI-ŞİŞ ATAK HALİ KANAMALI ATAK HALİ
      Kısacası ne zaman, ne yapacağı ve ne şekilde ortaya çıkıp yaşam konforunu bozacağı hiç belli değildir. Gereksiz ıkınmanın şiddetine göre sıkıntıların hem şiddeti hem çeşitliliği değişir. Ama sıkıntılar gün yüzüne çıkmadıkça hastalığın geçtiği düşünülür. Hastalığın geçmesi ayrıdır. Sıkıntıların uzun zamandır görülmemesi farklıdır. Çünkü çoğu hasta bu dönemde, beslenmesiyle oynayarak bir şekilde kabızlık mücadelesi adı altında gereksiz ıkınmayı azaltmaya devam eder.

      Bu özellik, ”yaa benim, her zaman sıkıntım olmuyor, arada bir oluyor. Bazen de öttürüyor...” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Herhalde...

4.) BASUR, AYIRICI TANISI YAPILMASI GEREKEN BİR HASTALIKTIR...
      Makatta; ağrı, kanama, akıntı ve memeleşme gibi ortak sıkıntılarla kendini gösteren, iyi veya kötü huylu birçok hastalık vardır. Özellikle kalın barsak kanserlerinde de makattan kanama olabilmektedir. Yani sadece basur kanama yapmaz. 

      Diğer taraftan, gereksiz ıkınmalara  yol açan kullanıcı hataları ilk sonuçlarını  Kolon-->Rektum-->Anüs şeklinde devam eden işlevsel bütünsellikte Anüsten önce rektumda  vermeye başlar. Ancak genellikle tolere edilir. Dolayısıyla makatında basur tespit edilen hastalarda; sıklıkla beslenme ve tuvalet sayısı ile tolere edilen Rektosel, İnternal Mukozal Prolaps(Gizli Makat sarkması) gibi rektuma ait hastalıklar da bulunur.

      Dolayısıyla Neden-Sonuç ilişkisi dahilinde yaklaşıldığında, yaşanan sıkıntılar için basur; tek başına bir neden değildir. BASUR; sıklıkla dışkılama güçlüğü temelinde ortaya çıkan sonuçlardan sadece birisidir. (Bknz: Dışkılama Güçlüğü>>>) O yüzden yaşanan sıkıntılardan, sadece basur tedavisiyle kurtulmak mümkün olmaz, dışkılama güçlüğünün, yani hatalı dışkılama işlevinin de tedavisi gerekir. Yoksa "Tekrarladı!.." diyen veya "Kabız olmamaya çalışın, kabız olursanız tekrarlar!.." denilen hastalardan olunur. Eksik tanı, yetersiz tedavi...


« « Hemoroid Nedir? Ne İşe Yarar? Ben de var mı? » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.