ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.
 
HEMOROİD, ANAL FİSSÜR,
REKTOSEL
gibi
hastalıklarda
Tedavi Kararı?










Paylaş - Yazdır

Hemoroidal Hastalık "Basur" Nasıl Oluşur?

      Öncelikle eksik algılamayı düzeltmek gerekir. BASUR için yıllarca "hemoroid yastıkçıklarının yapısında bulunan damarların; zamanla genişlemesi --> yastıkçıkların (memelerin) büyümesi, deforme olması ve hatta sarkması" öngörüsünde bulunuldu. Bu yastıkçıklardaki büyüme ve deformasyon sonucu; WC’de ortaya çıkan ağrı, şişlik, kanama gibi makat sıkıntılarına da HEMOROİDAL HASTALIK; namı değer BASUR (HEMOROİD, MAYASIL) adı verildi. Dolayısıyla BASUR; "makatta yerleşmiş damarların varisi" ya da "DAMAR HASTALIĞI" olarak kabul edildi.

      Ancak daha son yıllarda devam eden bilimsel çalışma ve araştırmalar sonucu bu öngörünün eksik olduğu gerçeği ile karşılaşıldı. Çünkü bebeklikten itibaren var olan hemoroid yastıkçıklarının; sadece damarlardan oluşmadığı, damarlar ile birlikte kas lifleri ve asıcı bağlardan da oluştuğu dikkat çekti. Hatta yastıkçıkların yapısında yer alan asıcı bağlar sayesinde; dışkılama sırasında damarlarda oluşan genişlemenin kontrol altına alındığı ve sınırlandırıldığı anlaşıldı. Dolayısıyla dışkılama sonrasında şişen memelerin inmesinin de yine asıcı bağların elastikiyet özelliği sayesinde olduğu anlaşıldı.

      Böylece basur oluşumu için asıl nedenin damar genişlemesini kontrol eden asıcı bağlardaki kopma-kırılma ve esnemelerin olduğu ve bunun sonucunda damarların genişlediği saptandı. Yani damarların genişlemesi neden değildi, sadece bir sonuçtu.

Her ne kadar "hemoroid nedir?" diye sorulduğunda; hala “Makattaki damarların genişlemesi, varisi...” diyen meslektaşlarımız bulunmaktadır. Ancak bu saptamaların ardından
Hemoroidal Hastalığın yani BASURUN;

DAMAR HASTALIĞI değil de BAĞ DOKUSU HASTALIĞI olduğu gerçeği kabul edilmiştir.

      Bu durumu gözünüzde daha iyi canlandırmak istiyorsanız, her gün giyip çıkardığınız iç çamaşırınızı (külot) aklınıza getirin. Tamam, iç çamaşırı olarak külot; malum yerlerin örtülmesini sağlasa da onun yerinde durmasını sağlayan, yani asıl işlevi yapan belindeki lastiktir. Bu sayede, kullanımlar sırasında fazla genişleyememekte ve sonrasında eski haline kolayca dönebilmektedir. Lastik özelliğini kaybederse…

      O halde hemoroid yastıkçıklarının normal çalışmasını tekrar bir gözden geçirelim. Sonra da neden ve nasıl hastalık(BASUR) haline geldiğini görelim.
Normal Dışkılama İşlevi çerçevesinde Hemoroid yastıkçıklarında gerçekleşen döngü...
      Her dışkılama ile birlikte makatta yerleşik Hemoroid yastıkçıklarında; bir önceki Hemoroid Nedir? Ne işe yarar? sayfamızda anlattığımız ve yukarıda da şematize ettiğimiz gibi bir döngü gerçekleşir. Normal dışkılama işlevi (>>>) çerçevesinde gerçekleşen bu döngü sayesinde; atık ürünlerin(dışkının) makattan ağrı, kanama gibi sorunlara neden olmadan çıkması, dışkılama sonrasında ise abdest tutma olarak bilinen sızdırmazlık sağlanır. O halde, öncelikle bu döngüyü; normal dışkılama işlevi çerçevesinde biraz daha ayrıntılara girerek açıklayalım.

        Bu döngü, dışkılama/ıkınma işlevi ile başlar. Ikınmanın, turnike etkisiyle oluşturduğu karın içi basıncındaki artışa paralel olarak hemoroid yastıkçıklarındaki kanın kalbe dönüşü durur. Böylece damarlarda dolgunluk(genişleme), dolayısıyla hemoroid yastıkçıklarında büyüme (memelerinin) olur.  
        Ancak hemoroid yastıkçıklarında yer alan damarlardaki genişleme; yine yastıkçıklarının yapısında yer alan ve elastikiyet özellikleri olan; asıcı bağlar tarafından kontrol altında tutulur ve sınırlandırılır. Böylece gereksiz damar genişlemesinin ve yastıkçıktaki büyümenin önüne geçilmiş olur. Bu sayede dışkı çıkışının neden olacağı olası tahrişler en aza indirgenir.
 
        Dışkılamanın/Ikınmanın sonlanmasıyla beraber azalan karın içi basıncına paralel olarak damarlardaki kan basıncı da azalır ve damarlar boşalmaya başlar. Bu durum, hemoroid yastıkçıklarının küçülmesine ve istirahat durumuna geçmesine yardımcı olur. Çünkü yastıkçıkların küçülmesinde damarlardaki basınç azalması tek başına yeterli değildir.
 
        Diğer taraftan, ıkınmayla beraber lastik misali gerilen asıcı bağlarda; ıkınmanın sonlanmasına paralel olarak asıcı bağlarda çekme devreye girer. Ikınmanın, dolayısıyla damarlarındaki basınç azalmasıyla devreye giren asıcı bağların elastikiyet (çekme) özelliği sayesinde damarların boşalması, yastıkçıkların küçülmesi sağlanır.  

HEMOROİD (Basur); Neden Oluşur?

      Görüldüğü gibi bu döngüdeki temel unsur; DIŞKILAMA İŞLEVİ sırasındaki elastikiyet özellikleri gereği, asıcı bağlardaki gerilme ve çekme işlemidir. Asıcı bağların bu özellikleri sayesinde döngü; kontrol altında tutulur.

      Ancak yıllar geçtikçe, pek farkında olmadan devam eden IKINARAK DIŞKILAMA ALIŞKANLIKLARI (HATALI DIŞKILAMA-KULLANICI HATASI) sonucunda; bu kontrol aksamaya başlar. Ki bu aksama sonucu Hemoroid yastıkçıklarında yıllar içersinde "Basur" adı verilen çeşitli seviyelerde deformasyon (büyüme ve sarkma) gelişir.

"Basur" oluşumunda rol oynayan neden ve tetikleyici faktörler;

Kabızlık (Dışkılama Güçlüğü-Dışkı Çıkış Güçlüğü Tipi Primer Kabızlık >>>)
Endokrin (Hormonal) Değişiklikler
Ailevi Yatkınlık Yiyecek ve ilaçlar
Hatalı Beslenme ve hatalı dışkılama alışkanlıkları Enfeksiyonlar (Kolit)
Bayanlarda Geçirilen Hamilelik Süreçleri
Öksürük
Anatomik Özellikler Şişmanlık
İklim Sıkı giyinme, uzun süre oturarak veya ayakta çalışmak
 Psikolojik Sorunlar Karın içi basıncını artıran çeşitli hastalıklar

      Hemoroidal Hastalığın, yani Basurun aynı aile bireyleri arasında daha sık rastlanması sebebiyle ırsi (kalıtsal) olduğu düşünülmüş olsa da; yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ırsi özelliğinin olmadığı gerçeği ile karşılaşılmıştır. Ancak aynı aile bireylerinin benzer beslenme ve dışkılama alışkanlıklarına sahip oldukları dikkat çekmiştir. Bu nedenle, aynı ailede içersinde sık görülmesi; ailevi yatkınlık olarak düzenlenmiştir.

      Hemoroidal hastalığın oluşmasındaki Kabızlık başta olmak üzere diğer neden ve hızlandırıcı faktörler; Neden-Sonuç ilişkisi dahilinde irdelenirse; hepsinin, bir şekilde makata yansıyan ortak noktasının HATALI DIŞKILAMA İŞLEVİ olduğu görülür.

      Artan ıkınmalarla karakterize olarak gerçekleştirilen her dışkılama; hatalı dışkılama işlevi olarak kabul edilir. Yani kullanıcı hatası... Ancak çoğu kişi, bu hatalı alışkanlığının farkında bile değildir.  Çünkü “Ikınma” kelimesi, sıklıkla “zorlanma” olarak algılanır. Bu nedenle çoğu kişi “ıkınmadığını” belirtir ya da "ıkınmadan çıkmaz ki?" diye düşünür ve bu çerçevede dışkılama işlevini "Normal" diye tanımlar. Ama gerçek normal nedir? Biliniyor mu? Tabii ki Hayır...

      Hâlbuki normal dışkılama işlevi "Mermiyi namluya ver, ama namludan sen çıkarma, kendiliğinden çıksın" modeli olarak düşünülürse; tuvalete oturulduğunda ilk olarak karın kaslarını kullanarak dışkı, makat ağzına yönlendirilir. Yani mermi namluya verilir. İşte normal dışkılama işlevi için olması gereken ıkınma bu kadardır. Ama çoğu defa gerek dışkının kendiliğinden çıkmaması gerekse kendiliğinden çıkışın beklenememesi gibi sebeplerle karın kasları tekrar devreye sokulur. Ve dışkı çıkışı sağlanır. Yani mermi namludan da çıkartılır. İşte karın kaslarının desteğiyle olan bu destekli çıkışlar; gereksiz/artan ıkınmalar olarak adlandırılır. Hatta bu artan ıkınmalar, zaman zaman zorlanma adı altında yüz mimiklerine yansıyacak şekilde de olur. Bu gereksiz ıkınma ve zorlanmalar; zamanla, ister istemez namlunun, yani makatın da hemoroid, fissür adı altında hasar görmesi ile sonuçlanır.

      Diğer taraftan, ıkınma ve zorlanma denildiğinde sıklıkla KABIZLIK, yani haftada 3’den az veya katı-sert dışkı çıkışı anlaşılır. Hâlbuki artan ıkınmalarla karakterize olduğu sürece düzenli (günde 1 veya 2-3 defa) veya düzensiz (haftada 3’den az) dışkılama gerçekleştiriliyor olması, hatta sert veya yumuşak dışkı çıkarılması hiç fark etmez; Hatalı dışkılama işlevi olarak kabul edilir. Çünkü bilinen kabızlık tanımının aksine hergün düzenli olarak 1 veya 2 tuvalete gidiyor ve dışkınız yumuşak kıvamlı çıkıyor olabilir. Ama dışkılama güçlüğü (dışkı çıkış güçlüğü tipi kabızlık >>>) yaşıyor ve hatalı dışkılama işlevine sahip olabilirsiniz... Çünkü ıkınıyorsunuz.... Ama bunun farkında mısınız?

      Mademki Kabız değilsiniz, dışkılamanız "Normal" ve ıkınmıyorsunuz... O zaman makatınızda niye sorun yaşıyorsunuz? Çünkü pek farkında olmasanız da ıkınarak, yani karın kaslarını kullanarak ve sıktıkça dışkı çıkışı sağlıyorsunuz. Tuvalet yaparken bir elinizi karnınıza koyun ve tuvalet boyunca ne kadar sıklıkla karın kaslarını kastığınıza bakın... Karın kasların kullandığınız, sıktığınız her işlem, bir ıkınmadır.

      Peki, beslenmenin hiç mi suçu yok? Ikınmanın az olması için öncelikle depoda yeterli dışkı birikiminin olması gerekir. Ki bunun yolu da düzenli aralıklarla gerçekleşen dengeli beslenmeden geçer. Diş macunu tüpünü yeni aldığınızda içi doludur. Dolayısıyla az bir sıkmayla (ıkınmayla) ağız dolusu macun dışarı çıkar. Ancak tüpdeki macun azaldıkça sıkmalar artmaya, çıkışlar ise plöff, plöff ve azar azar olmaya başlar. Yani ıkınmalar artar. O halde beslenmenin; dışkı hacmini artıracak şekilde dengeli (lifli+lifsiz dengesi) olması, gerekirse fazlalaştırılması gerekir.

      Diğer taraftan, kabızlık gibi tüpteki macunun katı-sert olması da ıkınmayı artırır. Bu nedenle Normal Dışkılama İşlevi tanımında geçen "ıkınmadan, bol-yumuşak dışkılama" ifadesine uygun olacak şekilde deponun; ihtiyaç oluştuğunda gereksiz ertelemelerden de kaçınarak boşaltılması gerekir.

      "Aman daha çok sulu ve sebzeli şeyler yeyin" veya "Şunu ye, bunu yeme" gibi önerilerin pek bir anlamı yoktur. Beslenme; sadece dışkılamanın bir parçasıdır. Çünkü; "çivi çiviyi söker" misali, ıkınmayı azaltmak için öncelikle rezervuarda (rektumda) bol yumuşak dışkı olması gerekir. (Bknz: Normal Beslenme-Dışkılama-Dışkı)

HEMOROİD (Basur); Nasıl Oluşur?

      Yukarıda belirtilen dışkılama döngüsü; aşağı yukarı her gün çalışır. Buna rağmen yaşam konfor ve kalitesini etkileyecek şekilde hasar görmesi veya deforme olması, normal dışkılama işlevi çerçevesinde olduğu sürece; insan ömrüyle paralellik gösterir. Yani araba misali, bakımını (yağını, yakıtını) düzenli yaptırır ve dağa taşa da vurmazsanız; uzun yıllar sorun yaratmaz. Ancak…

      Sıklıkla çocukluk yıllarındaki eksik ve hatalı dışkılama işlevi öğretileriyle desteklenen, düzensiz ve dengesiz beslenme alışkanlıklarıyla tetiklenen ve yıllar içersinde pek farkında olmadan devam edilen; hatalı dışkılama işlevleri sonucu, yaşam konfor ve kalitesini etkileyen ve adına BASUR denilen makat sorunlarıyla karşılaşılır. Nasıl mı?


      Artan/Gereksiz ıkınmalarla gerçekleştirilen her dışkılama işlevi; zamanla, dışkılama işlevinin gerçekleştiği yapılarda DIŞKILAMA GÜÇLÜĞÜNE, yani daha fazla ıkınmaya neden olacak hasarlara neden olur. Ki bu süreçte belirginleşen artan/gereksiz ıkınmalardan hemoroid yastıkçıkları da nasibini almaya başlar ve hemoroid yastıkçıklarındaki damarlarda daha fazla kan göllenmeye başlar. Bu durum, ister istemez damarları saran asıcı bağların hem daha fazla gerilmesine hem de daha uzun süre gerili kalmasına neden olur. Ki bu durum; asıcı bağlarda zamanla gevşeme, kırılma ve kopmalara neden olur

      Hemoroid yastıkçıklarının yapısında yer alıp dışkılama sırasında damarların genişlemesini sınırlayan ve kontrol eden asıcı bağlardaki bu kopma ve kırılmalar sonucu geri dönüşü olmayan hasar(elastikiyet kaybı) olarak yansır. Hatta devam eden gereksiz/artan ıkınmalar nedeniyle asıcı bağlardaki hasar zamanla artar. Asıcı bağlarda oluşan hasarın derecesine bağlı olarak  hemoroid yastıkçıklarında damarlar dışkılama sırasında daha fazla genişleyebilme imkanı elde etmiş olur. Ki bu durum; hemoroid yastıkçıklarının dışkılama sırasında gereğinden fazla büyümesi anlamına gelir.

      Dışkılama sırasında büyüyen hemoroid yastıkçıkları ise ıkınmanın ve dışkının itici gücüne paralel olarak makat ağzına doğru ilerlemeye (sarkmaya) ve zamanla makat dışına çıkmaya (ele gelen memeleşme) başlar.

      Hemoroid Yastıkçıklardaki bu büyüme ve sarkmanın derecesine paralel olarak hem dışkılama hem de istirahat durumunda gerçekleşen normal işlevlerde aksama ve sorunlar (sıkıntılar) yaşanmaya başlar. (Bakınız: Hemoroid Nedir?-Ne İşe Yarar?)  Dışkılama sırasında  artan tahrişe bağlı olarak değişen miktar ve şiddette kanama, makat ağzında ele gelen ağrılı-ağrısız memeleşme görülmeye başlar. İstirahat durumunda ise özellikle yumuşak-cıvık dışkılama sonrası daha fazla olmak üzere makatta akıntı, kaşıntı ve iç çamaşırda kirlenmeler görülür(contalar bozulur). Tabii, dışkılama sırasında şişen memeler; elastikiyet kaybına bağlı olarak küçülmezlerse istirahat durumunda da makat kenarlarında ağrılı şişlikler oluşur.

      SONUÇ: Yıllar içersinde pek farkında olmadan gerçekleştirilen ve artan ıkınmalarla karakterize olan hatalı dışkılama işlevleri sonucu; halk arasında “basur/hemoroid” diye bilinen belirtiler (sıkıntılar) bütünü yani Hemoroidal Hastalık ortaya çıkmış olur.

      Ki oluşan bu hemoroidler, buzdağının sadece suyun üstünde kalan kısmıdır. Sıklıkla bunun altında, rektum ve sigmoid kolonu ilgilendiren, ıkınmaları tetikleyen ve mevcut basurun tedavisini güçleştiren; redundan rektosigmoid, dilate rektum, rektal hiposensitivite, rektosel, rektal mukozal prolaps, rektal intussusception gibi hastalıklar ve dolayısıyla DIŞKILAMA GÜÇLÜĞÜ (DIŞKI ÇIKIŞ GÜÇLÜĞÜ TİPİ KABIZLIK) da yatabilmektedir.

Tüm bu özellikleri ile;

1.) BASUR, IKINMA İLE WC’DE BELİRGİNLEŞİR:
      O yüzden de sıkıntılar; ıkınmanın derecesine bağlı olarak tuvalette iken ortaya çıkar ve/veya sonrasında (1-2 saat kadar) devam eder. Bayanların göğüslerinde sütyen var iken deforme/sarkık olup olmadıklarını anlayamazsınız. Asıl gerçek sütyen çıkınca belli olur. Aynı mantıkla makata; asıcı bağlardaki elastikiyet kaybı nedeniyle memeleşme veya sarkmanın derecesi için dışkılama sırasında bakılmalıdır. Çünkü aynı şekilde makatta da bir sütyen vardır ve bu sütyenin adı makat(büzük) kasıdır. Taharet temizliği yaptığımız sırada makat kasımız kasılıdır. Yani sütyen takılıdır. Gerçek, sütyen çıkınca yani wc de ıkınınca ortaya çıkar.

Makatın istirahat hali(sütyenli hali)

      Bu özellik, “yaa benim, sadece tuvalette iken sıkıntılarım oluyor, başka zaman bir sorunum yok ki...” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Başka ne zaman olacak ki...

      Korunma yollarının ve bitkisel tedavilerin temel mantığı ıkınmanızı azaltmaktır. Böylece sıkıntılarınız gerileyecek veya geçecek ama asıcı bağlarda geri dönüşü olmayan hasar sonucu oluşan basurunuz(hastalık) geçmeyecektir. Piyasada satılan çeşitli basur tedavi ürünlerine dikkatli olarak bakılırsa; dip not olarak "hastalık sıkıntılarının, şikayetlerinin azaltılmasında etkilidir." diyen ibareler bulunur.

2.) BASUR, ATAKLAR HALİNDE SEYREDER:
      Her tuvaletinizde “illa, aynı sorunlarla ve aynı şiddette ya da artarak karşılaşmanız gerekir” diye bir şart yoktur, değişir. Çünkü beslenmeniz ve buna bağlı olarak da dışkılama sırasındaki ıkınma dereceniz, her zaman aynı olmaz. Bu nedenle yaşadıklarınız belli belirsiz ile çok şiddetli sıkıntılar arasında dalgalı bir seyir gösterir. Hatta belli bir dönem hiç olmayabilir. Ama bir dönem gelir; fışkırır tarzda kanayabilir(kanama atağı) ya da oturtamaz halde ağrılı şişlik(şişlik atağı) yapabilir.
Tromboze dış hemoroid atağı Prolabe iç-dış hemoroid atağı Kanamalı iç-dış hemoroid atağı
AĞRILI-ŞİŞ ATAK HALİ KANAMALI ATAK HALİ
      Kısacası ne zaman, ne yapacağı ve ne şekilde ortaya çıkıp yaşam konforumuzu bozacağı hiç belli değildir. Ikınmanızın şiddetine göre de sıkıntıların hem şiddeti hem de çeşitliliği değişir. Ama sıkıntılar gün yüzüne çıkmadıkça hastalığın geçriği düşünülür. Hastalığın geçmesi ayrıdır. Sıkıntıların uzun zamandır görülmemesi farklıdır. Çünkü çoğu hasta bu dönemde, beslenmesiyle oynayarak bir şekilde kabızlık mücadelesine devam ediyordur veya alışmış, idare ediyordur...

      Bu özellik, ”yaa benim, her zaman sıkıntım olmuyor, arada bir oluyor. Bazen de öttürüyor...” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Herhalde...

3.) BASUR, İLERLEYİCİ BİR HASTALIKTIR:
      Vücudumuzda tüm organ ve dokularımızda, yaş ve kullanım derecemize bağlı olarak yıllar içinde bir yıpranma ve deformasyon gözlenmektedir. En basitinden, bunu anlamak için bayanların memelerine tekrar bakalım. Yıllar içinde yaşla beraber gelişen deformasyon/sarkıklık; meme içersinde de bulunan asıcı bağlarda, emzirme süre ve sayısına da bağlı olarak daha da belirginleşmez mi? Artmaz mı? İşte, size kullanım derecesinin önemi...

      Gelelim makata... Yaşamın temeli beslenme üzerine kurulu olduğu sürece, bir çıkış olmak zorundadır. Yani dışkılamamız(kullanmamız) gerekmektedir. Kullanma şekli ve derecesini de dışkılama alışkanlıklarımız belirlemez mi? O halde hemoroid yastıkçıklarının yapısında bulunan asıcı bağlarda da kullanma(dışkılama) alışkanlıklarımıza bağlı olarak, bir deformasyon gelişmesi ve bu deformasyonun da yıllar içinde ilerlemesi; doğal değil midir? Malum kullanıyoruz. O yüzden, hatalı dışkılama işlevine devam edildiği sürece kendi kendine asla gerilemez.

      Ancak herkesin kullanma şekli aynı değildir. Buna bağlı olarak hemoroid yastıkçıklarının yapısında yer alan asıcı bağlardaki elastikiyet kaybı, dolayısıyla hemoroid yastıkçıklarındaki deformasyon; herkeste aynı derecede olmaz. Bu nedenle oluşun deformasyon, yani Hemoroidal Hastalık; WC'de ıkınma aşamasında ortaya çıkan memeleşmeye göre Evre I-II-III-IV olarak sınıflandırılmıştır. Aslında bir hastalığın evrelerinin olması dahi, ilerleyici özelliğini anlatmak için yeterlidir.

      Bu özellik, “yaa bende yıllar önce vardı, geçti ama şimdi öncekine göre daha fazla sıkıntı yapmaya başladı.” diyen hastalar için anlaşılır olmuştur. Herhalde...

EVRE ( I ) EVRE ( II ) EVRE ( III ) EVRE ( IV )

      Birinci Evre: Memelerin dışkılama ve ıkınma ile makat içinde belirginleştiği; ancak makat ağzına kadar ulaşmadığı erken dönem hemoroidlerdir. Dolayısıyla dışarıdan görülmeleri mümkün değildir.
      İkinci Evre: Hastalık ilerledikçe memeler dışkılama ve ıkınma ile makat ağzına ulaşır. Hatta dışarıya çıkar. Ancak ıkınma kesilince kendiliğinden içeriye girdikleri hissedilebilir.
      Üçüncü Evre: İlerleme devam ettikçe, dışkılama ve ıkınma sırasında veya kendiliğinden dışarıya çıkan memelerin ıkınma sonrası içeriye girmeleri 1-2 saat alır. Ya da elle itilmesi gerekir.
      Dördüncü Evre: Son aşamada ise, ıkınma olsun  veya olmasın memeler daima dışarıdadır. Dışkılama sonrası büyüyen memelerin içeri girmeleri el ile bile tam olarak mümkün olmamaktadır.

      NOT: Bu evreleme sadece makatta oluşan memeleşme baz alınarak yapılmıştır. Olası Kanamanın, Ağrının, Akıntı ve kirlenmenin az veya çok olmasına göre bir evreleme yoktur. Evreleme tanımlamasını okurken memelerin WC'de ıkınma aşamasında, dışarı çıkma derecelerine göre sınıflandırıldığına dikkat ediniz. İstirahat halindeki makatınıza bakarak karşılaştırma yapmayınız. Aldanırsınız...

4.) BASUR, AYIRICI TANISI YAPILMASI GEREKEN BİR HASTALIKTIR:
      Makatta; ağrı, kanama, akıntı ve memeleşme gibi ortak sıkıntılarla kendini gösteren, iyi veya kötü huylu birçok hastalık vardır. Özellikle kalın barsak kanserlerinde de makattan kanama olabilmektedir. Yani sadece basur kanama yapmaz. 

      Diğer taraftan, Kolon-->Rektum-->Anüs şeklinde devam eden dışkılama işlevinde artan ıkınmalar ile sonuçlanan hatalı dışkılama işlevinin Anüsten önce rektumu da etkileyeceği unutulmamalıdır. Yani makatta basur tespit edildiğinde Rektosel ya da İnternal Mukozal Prolaps(Gizli Makat sarkması) gibi Dışkı Çıkış Güçlüğü Kabızlığı olarak yansıyan Rektuma ait olası hastalıkların varlığı da araştırılmalıdır.

      Yoksa basur tedavisi olmuş olsanız dahi devam eden artan ıkınmalar nedeniyle belli bir süre sonrasında “Tekrarladı!..” diyen ya da “Kabız kalmamaya çalışın. Kabız kalırsanız tekrarlar!..” denilen hastalardan olabilirsiniz. Ki beslenme ve tuvalet alışkanlıklarındaki uygun düzenlemelere rağmen bu artan ıkınmalardan kurtulamazsınız.

      Tüm bu nedenlerden dolayı ilk adım;, hem de "Dur, bir bakalım.. Geçer belki..." diye düşünmeden ve geçiştirilmeden muayenedir. Detaylı muayene ve sorgulama sonrasında ise elde edilecek olası verilere göre Sigmoidoskopi /Kolonoskopi, Defekografi, Endoanal Ultrasonografi gibi tetkiklerle araştırılmalıdır.

      O yüzden ne kadar utansanız da, sıkılsanız da muayene olmak zorundasınız. Ancak bu şekilde; basur diye bildiğiniz veya düşündüğünüz makat sıkıntılarınızın gerçek nedenini öğrenmiş olabilirsiniz. Hatta neden kaynaklanmadığını da... (Bknz: AnalCerrahi Hastalıklarına Doğru Yaklaşım?)


      Dolayısıyla Neden-Sonuç ilişkisi dahilinde yaklaşıldığında, yaşanan sıkıntılar için basur; tek başına bir neden değildir. Sıklıkla dışkılama güçlüğü temelinde ortaya çıkan sonuçlardan sadece birisidir. (Bknz: Dışkılama Güçlüğü>>>) O yüzden yaşanan sıkıntılardan, sadece basur tedavisiyle kurtulmak mümkün olmaz, dışkılama güçlüğünün, yani hatalı dışkılama işlevinin de tedavisi gerekir. Yoksa "Tekrarladı!.." diyen veya "Kabız olmamaya çalışın, kabız olursanız tekrarlar!.." denilen hastalardan olabilirsiniz. Eksik tanı, yetersiz tedavi...


« « Hemoroid Nedir? Ne İşe Yarar? Ben de var mı? » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.