ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.









Paylaş - Yazdır

Kıl Dönmesi Hastalığında İdeal Tedavi Arayışları...

      Dikkatinizi çekeceği üzere; hem hastalığın oluşum mantığındaki değişimlere hem de yıllar içinde geliştirilen tedavi tekniklerine rağmen istenilen sonuçlar alınamamış, az veya çok nükslerin önüne geçilememiştir. Dolayısıyla da yeni, ideal tedavi arayışları devam etmektedir.

      O halde; bu yeni arayışları, neden ve sonuçlarıyla kısaca gözden geçirelim…

      Yapılan çalışmalar, hastalığın nüks etme olasılığını belirleyen temel faktörün, tedaviye rağmen kuyruk sokumunda hastalığın oluşumunu sağlayan/kolaylaştıran ortamın devam etme derecesi olduğunu göstermiştir. Çünkü nüksler de aynı orijinal hastalık gibi hep kabalar arasında yer alan orta hatta, olukta meydana gelmektedir.

      Bu nedenle hem cerrahi dışı hem de cerrahi yöntemler içersinde, öncelikle kuyruk sokumundaki oluğun yapısını değiştirmeyen yöntemlerin kullanımı (genel olarak nüks oranlarının da yüksekliği nedeniyle) pek fazla taraftar bulamamış ve yeni arayışları getirmiştir.


      En basitinden Fenol, Gümüş Nitrat ve benzeri kimyasal ajanların tedavide kullanılması, ameliyatsız tedavi olarak cazip görünmüştür. (Madalyonun olumlu yönü…) Ancak tedavi sonrası olukta oluşturduğu yara izi ve oluğun derinliğini değiştirmediği için yüksek nüks oranlarını beraberinde getirmiştir. Diğer taraftan; uzun iyileşme süreci, pansuman gerekliliği, tekrarlanma gereksinimi ve seçili vakalarda uygulanabilirliği gibi olumsuz özellikleri, madalyonun tedavi sonrası görülecek diğer yüzü olmuştur.. Lütfen, yanlardaki resimlere bir de bu açıdan bakın...

      Eksizyon ve primer kapama yöntemleri, hem basit ve kolay uygulanabilirliği hem de hızlı iyileşme süreci (tabii ki enfeksiyon gelişmemesi durumunda…) sağlaması sebebiyle sıklıkla uygulanan bir yöntem olmuştur.. Ancak yara hattında gerginlik olması, oluğun yapısının bozulmaması, üstüne bir de yara hattının oluğa gelmesi “tuzu biberi” olmuş ve yüksek nüks oranlarını beraberinde getirmiştir.


      Bu yüzden genellikle Eksizyon + Primer Kapama tekniği daha çok infekte olmayan, yukarı yerleşimli, eksizyon sonrasında küçük boşluk oluşan hastalarda tercih edilmektedir. En azından başlangıç seçeneği olarak tercih edilir olmuştur.

      Bu arayış içersinde yara hattındaki gerginliğin azaltılması, yara hatının orta hattan uzaklaştırılması ve oluk yapısının bozulmasını amacına yönelik flep kapama yöntemleri geliştirilmiştir..

      Böylece erken dönemde yara infeksiyonunun, geç dönemde nüks oranlarının daha düşük olması ve günlük hayata dönme süresinin daha kısa olması nedeniyle flep kullanılarak yapılan kapama yöntemleri diğer cerrahi girişimlere göre daha üstün ve etkili bulunmuştur.

      Bu yöntemler içersinde de sıklıkla tercih edileni, üzerinde en fazla çalışılanı ve en düşük nüks oranı elde edileni Rhomboid Eksizyon + Limberg Flep uygulaması olmuştur. Bu yöntem sayesinde %5’lerin altında nüks oranları elde edilebilmiştir.

      Evet, bu bilgiden sonra çok fazla söylenecek bir şey yokmuş gibi görünüyor, değil mi? Ancak, yine de %5’lere varan nüks oranları can sıkıcı ve uğraştırıcı olabilmektedir. Bu sebeple Limberg flep yöntemi uygulanmış ve nüks etmiş hastalar değerlendirilmiş.
      Nükslerin, yine orta hatta ve tekniğin özelliği gereği yara hattının solda veya sağda kalan dikiş hattının en alt noktasından kaynaklandığı görülmüştür. Çünkü iki kaba et arası oluğa yerleştirilen flep’in teknik gereği en alt bölümü, orta hatta, oluğun en derin olduğu yerde yara(dikiş) izi oluşturmaktadır.


      Dolayısıyla yara hattının gerginliği azaltılmış, orta hattın yapısı bozulmuş olmasına rağmen yara hattının tam olarak orta hattan uzaklaştırılamamış olması, beraberinde az da olsa nüks oranlarını getirmiştir.

      Bunun üzerine Bascom ve Karydakis tarafından kendi adları ile anılan Bascom Celft Lift ve Karydakis operasyonu adı altında yeni teknikler tanımlanmıştır. Böylece yara hattının da orta hattan uzaklaştırılarak nüks oranlarının daha düşebileceğini göstermişlerdir. Ancak bu operasyonlarda gerek yara hattının orta hatta kayabilmesi gerekse alt noktalarında oluşan cilt kapanları(çukurçukları) nedeniyle nüks oranları artabilmektedir. O yüzden bu yöntemleri uygulayan cerrahın hem vaka hem de teknik tecrübesinin yeterli düzeyde olması gerekmektedir.

      Pratikte daha yaygın kullanım alanı bulan Limberg flebinde,  yara hattının alt noktasının orta hatta kalmasının nüks etme sebebi olması üzerine; bu alt noktanın bir şekilde uzaklaştırılması düşünülmüş ve eksizyon aşamasında kullanılan eşkenar dörtgenin alt noktasının orta hattan uzaklaştırılması planlanmış. Bu amaçla, asimetrik eşkenar dörtgen şekli oluşturulmuş ve takiben Modifiye Limberg flep uygulaması yapılmış. Böylece alt nokta orta hattan uzaklaştırılarak nüks oranının düşürüleceği bildirilmiştir. Ama yine %4'lerde seyreden nüks oranlarıyla karşılaşılmıştır.
      Ancak bu düşüncede alt noktanın hemen üstünde yara hattının orta hatta doğru çekilmesi, gerilmesi istenilen sonuçların alınmasının önüne geçmiştir.

      Dolayısıyla yine her hastaya uygulanabilecek, modifiye edilebilecek ideal tedavi bulanamamış ve arayış devam etmektedir. İşte bu arayış sürecinde "Tezcan Operasyonu" adını verdiğimiz bir teknik geliştirdik....


« « Kıl Dönmesi Hastalığı Neden Tekrarlamaktadır? Tezcan Operasyonu nedir?» »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
MSN :  basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.