ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.








Paylaş - Yazdır

Rektosel Tedavisinde Laserötesi Tedavi Farkı...

     Çözüm, sorunun içinde gizlidir. Ama “Sorun”; Rektosel adı altında belli olmasına rağmen “Çözüm” adına sunulan mevcut tedaviler;
► Mademki istenilen başarı oranlarına ulaşamıyor,
► Mademki ciddi komplikasyon ve risklere sahip olabiliyor,

• • • Dolayısıyla belli koşullara bağlı ve her hastaya uygulanamıyor. • • •

      O halde “Çözüm” için öncelikle tekrar başa dönüp “Sorun” tanımlamasının doğru ve eksiksiz mi? olduğuna bakmak gerekir. Sonrasında ise belirlenen doğru teşhise yönelik uygun tedavi arayışına gidilir. İşte bizi, Rektosel’de Laserötesi Tedavi modeline götüren bakış açısı…

      Sindirim sisteminde, dışkının hazırlanması ve depolanması ile vücuttan uzaklaştırılması (Dışkılama) işlevleri; birbirine bağımlı dişli çarklar misali, Kolon-->Rektum-->Anüs şeklinde devam eden bir bütünsellikte (düzenekte) gerçekleşir.

      Bu düzenek; artan ıkınmalarla karakterize hatalı beslenme ve dışkılama alışkanlıkları (KULLANICI HATALARI) temelinde bozulmaya başlar. Hatta birtakım kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı faktörlerin de etkisiyle bu düzeneğin öncelikle etkilenen çarkı, rektum olur. Bayanlarda rektumda oluşan hasar, sıklıkla REKTOSEL HASTALIĞI olarak gün yüzüne çıkar. Rektumda oluşan bu hasar (Rektosel); zamanla diğer çarkları (Kolon ve Anüsü) da ister istemez etkiler.

      Bu nedenle; pek farkında olunmasa da tam boşalamama, dışkılama güçlüğü, tuvalette uzun süre kalma, sık WC’ye gitme gibi Rektum ve Rektosele ait sıkıntılara ilave olarak zamanla;

► 1. Karın şişkinliği, hazımsızlık-gaz, barsak tembelliği, karın ağrısı gibi kolona ait sıkıntılar,
► 2. Makatta ağrı, kanama, yanma-sızlama, şişlik gibi anüse ait sıkıntılar da yaşanmaya başlar.

      Ancak tüm bu sıkıntıların belirginleşme derecesi ve şiddeti, doğal olarak herkeste farklıdır. Ama düzenekteki çarklardan hem kolon hem rektum hem de anüs az veya çok etkilenir ve hasardan payını alır. Bu arada kişiler, düzenli yürüyüşler yaparak veya daha fazla su içerek veya lif alımını (kuru kayısı, erik, kuruyemiş vs…) artırarak sıkıntıları yok etmeye veya idare edilir seviyede tutmaya çalışır. Bu tedbirlerin yetmediği durumlarda ise çeşitli bitki çayları, dışkı yumuşatıcı ve hatta lavman kullanarak mücadeleye devam eder.

      Her ne kadar idare edilmeye çalışılsa da hem zamanla ilerleme hem de bu ilerlemeye paralel olarak yaşanan sıkıntıların sıklık ve şiddetlerinde de artma ya da çeşitlenme olur. Sonrasında ise sıklıkla hem kişideki farkındalığa hem de ön plana çıkan çarka (Kolon, Rektum veya Anüse) ait sıkıntılarla hekime müracaatlar yaşanır. Ancak…

      Rektosel hastalığındaki bu durum; ister istemez teşhis, dolayısıyla da tedavi aşamasıyla ilgili sorunlar yaşanmasına sebep olur. Çünkü Rektosel hastaları, çoğu defa anüse ya da kolona ait sıkıntılarla görülür. Gerek akla getirilmediğinden gerekse imkân yetersizliği nedeniyle işlevsel bütünsellik; detaylı olarak araştırılamaz ve rektumdaki rektosel atlanabilir. Tabii ki bu arada “bu kadar detaya ne gerek var” düşüncesiyle hastanın tetkiklerden kaçmasını da atlamamak gerekir.

      Sonradan bir vesile ile REKTOSEL saptanan hastaların çoğunun geçmişlerinde; makat hastalıkları (hemoroid, fissür, apse-fistül) nedeniyle ya da kalın barsak sorunları (kabızlık, hazımsızlık-gaz, İBS-Hassas Barsak) nedeniyle tedavi görmüş olmaları ama sonuç alamamaları bir tesadüf olabilir mi? Zamanında detaylı araştırılmış mıydı? Tabii ki hayır… Büyük olasılıkla Rektosel; baştan beri zaten vardı….

      Diğer taraftan, gerek hastalar tarafından dışkılama sorunlarının çok farklı ifade edilmesi gerekse hekimin ister istemez cerrahi pratiğinde daha sık görülen hastalıklar üzerine yoğunlaşması sebebiyle Rektosel hastalığının göz ardı edilmesi kaçınılmazdır.

      Mademki “ÇÖZÜM”; sorunun içinde gizlidir. O halde, öncelikle; tüm bu nedenlerden dolayı “SORUN” tanımlamasının yapıldığı teşhis aşamasındaki eksiklikleri, ortak yanılgıları ortadan kaldırmak gerekiyordu.

      Bu nedenle, Kolon veya Rektum veya Anüse ait sıkıntılarla (nasıl ifade ederse etsin ) gelen tüm hastaların; öncelikle işlevsel bütünsellik çerçevesinde araştırılması gerekir. Dolayısıyla Rektosel’de Laserötesi Tedavi modelinin ilk ayağını; doğru ve eksiksiz sorun tanımlaması, yani uygun teşhis oluşturur.

      “Sorun” tanımlaması için Anamnez adı verilen Şikayet(ler) ve Hikayeden oluşan temel veri kaynağını işlevsel bütünsellikte irdeleyebilmek için standart bir "Ön Bilgilenme Formu" hazırladık. Böylece hastalara; sıkıntılarını daha iyi tanıma, ifade etme ve hatta farkına varma imkânı sunmuş olduk. Elde edilen veriler doğrultusunda hastayı detaylı sorgulama ve muayeneye almaya başladık. Sonrasında ise sadece endoskopi (Sigmoidoskopi, Kolonoskopi) ile yetinmeyip ileri tanı yöntemlerini, yani Defekografi, 3D Endoanal Ultrasonografi, İlaçlı Kolon Grafisi gibi tetkikleri devreye soktuk.

      Böylece Kolon-->Rektum-->Anüs şeklinde devam eden işlevsel bütünlüğü komple değerlendirme imkânına kavuşmuş olduk. Ki bu sayede “Sorun” tanımlaması; doğru ve eksiksiz olarak gerçekleşmiş oldu.

      Ancak tüm bu detaylı sorgulama, muayene ve tetkiklerle yapılan “Sorun” tanımlamasının bizi; uygun teşhis den ziyade uygun teşhislere götürdüğü gözlendi. Yani hem kolon hem rektum hem de anüsde; tahmin edildiği üzere farklı derecelerde farklı hasarlarla karşılaşıldı. Yani birçok bayanda; Dışkılama güçlüğü ve Kabızlık hikâyesi ile Redundan rektosigmoid, Rektosel, Rektal İntussusception, Hemoroidal Hastalık, Anal Spazm, Anal Fissür gibi hastalıkların bir arada olduğunu gözledik. Hatta bunların çoğunun geçmişlerinde hemoroid ve anal fissür nedeniyle uygulanmış cerrahi tedaviler gördük.

Bu nedenle, dışkılama sorunu yaşayan bir kadında;
Rektosel hastalığı ekarte edilmeden planlanacak her türlü hazımsızlık, karın şişkinliği ve kabızlık tedavisi
ya da
Rektosel hastalığını da kapsamayan her türlü basur, çatlak gibi makat hastalıklarının tedavisi
beklentileri tam olarak karşılayamamakta...

Dolayısıyla da başarı ve hasta memnuniyeti elde edilememektedir.

      Böylece işlevsel bütünsellik çerçevesinde gerçekleştirilen “Sorun” tanımlamasının bizi “sorunlar” dizinine götürdüğü, yani Rektosel haricinde ilave teşhislerle de karşılaşıldığı anlaşıldı. Bu durum, Rektosel tedavisinde “Çözüm” adına sunulan mevcut cerrahi tedavilerin; neden yeterli hasta memnuniyeti sağlayamadıklarını açıklayabilirdi? Çünkü işlevsel bütünsellikteki tek sorun rektosel değildi ki sadece rektosel tedavisi yeterli olsun. Olası ciddi komplikasyon ve riskleri de işin extrası…
Dolayısıyla;
► Kolon-->Rektum--> Anüs şeklinde devam eden İşlevsel bütünselliğe uyumlu,
► Rektal İntussusception, Hemoroidal Hastalık, Anal Spazm, Anal Fissür gibi ilave teşhisleri de içine alan,
► Disparoni (Ağrılı cinsel ilişki), Minör İnkontinans (Kontrolsüz gaz kaçakları, akıntı-kirlenme) Rektovaginal Fistül (Hazneden dışkı gelmesi) gibi olası ciddi komplikasyon ve riskleri olmayan,
► Yok menapoz sonrası, yok 4-5cm olacak gibi belli koşulları olmayan, hatta Evli-bekâr ayırımı yapmadan tüm yaş gruplarında ve boyutta etkili olan,
► Olası kalıcı hasar vermeden uzun vade etkinliği (yüksek başarı oranı) olan yeni ve farklı bir tedavi modeline ihtiyaç vardı.

Fakat tüm bunların mevcut cerrahi tedavilerle sağlanmasına imkân yoktu. Neden mi?

► 1. Hastayı Jinekologlara yönlendirdik, hasta geri geldi. Çünkü cinsel aktif yaştaydı veya bekardı veya rektosel büyük değildi.
► 2. Transperineal yaklaşalım ve yama koyalım ya da transrektal(makattan) yaklaşalım, diye düşündük. Olası ciddi komplikasyon risklerden bahsedince hasta kibarca “Kalsın, ben idare edeyim.” dedi.

      İşte bu aşamada “Kul sıkışınca hızır yetişirmiş” misali Hemoroid tedavisinde geliştirdiğimiz Laserötesi tedavi modelini tüm bu ihtiyaçları karşılamak üzere devreye soktuk. Tabii ki yine bir takım değişiklikler yaparak…

      Böylece Laserötesi tedavi farkı ile dışkılama sorunu olan kadınlarda olası Rektosel, Basur, Çatlak, Anal Spazm gibi hastalıkların hepsi aynı anda çözümlenmiş, dışkılama sorunları komple ve kalıcı olarak tedavi edilmiş olmaktadır. Çünkü Laserötesi tedavi modelinin öncelilkli amacı; DIŞKI ÇIKIŞINI RAHATLATMAK VE MAKATIN ZORLANMAMASINI sağlamaktır. Ayrıca diğer tedavilerin aksine hiçbir sorun veya hasara neden olunmamaktadır. Hatta birçok hastamız, bu tedavi sonrası dolaylı olarak da olsa idrar kaçırma ve kirletme (Sistosel) sıkıntılarında azalma olduğu ifade etmektedir.

      ÖRNEK VAKA: 48 yaşında, 3 normal doğum yapmış, histerektomi(rahim ameliyatı) olmuş ve yaklaşık 5 yıldan beri haftada en az 2-3 defa dışkı yumuşatıcı/müshil tarzı ilaç kullanarak dışkılama ihtiyacını gideren bir hastamız Laserötesi Tedavi yöntemi ile hem basur hem de rektosel açısından tedavi edilmiştir. Bu hastaya ait tedavi öncesi ve tedavi sonrası (20 ay) ilaçlı dışkılama filmi(defekografi) görüntüleri aşağıdadır... Bu hastaya bizden önce, karından yapılacak askı ameliyatları önerilmişti... Gerek kalmadı....

Ameliyat  öncesi defekografik rektosel görüntüsü... Ameliyat  öncesi basur ve rektosel görüntüsü Laserötesi tedaviden 20 ay sonraki  defekografik görüntü, hiçbirşey kalmamış
Ameliyat öncesi
defekografik rektosel görüntüsü...
Ameliyat öncesi
basur ve rektosel görüntüsü.
Laserötesi tedaviden 20 ay sonra
defekografi kontrolü...     

      Herhalde, "bir taşla çok kuş vurmak" diye buna denir... İşte LASERÖTESİ TEDAVİ'nin farkı... YAŞAM KALİTESİ...

      Bu hastalarda aynı zamanda sistosele bağlı "İdrar kaçırma" şikayetlerinde de büyük bir oranda gerileme olmaktadır.


« « Rektosel Nasıl Tedavi Edilir?..  

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.