ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.








Paylaş - Yazdır

Çocuklarda Anal Fissür; Ne yapmalıyız?

      Bebeklik, özellikle de çocukluk döneminde görülen Anal Fissür (Çatlak-Yırtık); peklik/ katı-sert dışkı tipi kabızlık temelinde en sık görülen makat hastalıklarından biridir.

      Dolayısıyla yetişkinler gibi çocuklarda da artan ıkınmalara bağlı olarak makat ağzının zorlanması (mekanik travma) en sık ve belirgin nedendir. Ancak yetişkinlere göre bir takım farklılıkları da yok değildir. Özellikle yetişkinlerde bahsi geçen altta yatan olası unsur ve hasarlara çocuklarda rastlanmaz. Bu nedenle çocuklarda medikal (konservatif) tedavi; çooook daha ön plandadır ve başarı oranı çooook daha yüksektir.

      Yetişkinlerden farklı olarak çocuklardaki gereksiz/artan ıkınmaların altında; sıklıkla peklik/katı-sert dışkı ile karakterize kabızlık ve nadiren de ishal dönemleri yatar. Dolayısıyla devam eden kabızlık veya ishal kökenli gereksiz/artan ıkınmalar nedeniyle makat; normal işlevselliği dışında çalışmaya zorlanır. Ki bu zorlanmalar; sıklıkla Anal Fissür (makatta çatlak/yırtık) olarak gün yüzüne çıkar. Ayrıca tromboze dış hemoroid (makat kenarında mavi-mor, ağrılı şişlik) olarak da çıkabilir. (Neden-Sonuç ilişkisi)

NEDEN (Devam eden Peklik/Katı-Sert Dışkı) ----> SONUÇ (Dışkılama sırasında Artan/Gereksiz Ikınmalar)
NEDEN (Dışkılama sırasında Artan/Gereksiz Ikınmalar ----> SONUÇ (Anal Fissür, Tromboze Dış Hemoroid gibi... )

      Yeterli Anne sütü alımının gerçekleştiği aylarda dışkının kıvam ve kalınlığı; zaman zaman bebeklerde geçici ıkınmalara neden olabilir. Ancak makatı zorlayacak şiddette ve devamlı değildir. Bu nedenle de anne sütü alımının yeterli olduğu dönemlerde (ki altta yatan doğumsal bir hastalık yoksa) anal fissür oluşumu beklenmez.

      Bebeğin gelişim sürecinde anne sütü yetersiz gelmeye başlar. Dolayısıyla hem barsak içersindeki dışkı materyali hem de makat ağzına ulaşan dışkı miktarı azalır. Bu durum, ister istemez ıkınarak, hatta zorlanarak dışkılama şeklinde bebeğin yüzüne yansımaya başlar.

      Bu geçiş dönemi sıklıkla bebeğin açlık uyarıları sonucu ek gıda takviyesine başlanmasıyla sonlanır. Ancak bu dönemde annenin(bakan kişinin); “EĞİTİM ŞART!..” misali, beslenme ve dışkılama konusunda bilgilenmiş ve bilinçlenmiş olması gerekir. Çünkü peklik(katı-sert dışkı) olarak bilinen KABIZLIK problemleriyle en sık bu dönemde karşılaşılır.

      Evet, çocuklardaki beslenme; öncelikle vücut gelişimi ve büyüme için gerekli (protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral gibi) yapı taşlarını yeterli miktarda içermelidir. Ancak beslenme; dışkılama işlevi başta olmak üzere sindirim sisteminin çalışmasını sağlayacak şekilde düzenli aralıklarla, dengeli ve sürdürülebilir de olmalıdır.


Dışkılama işlevini gözardı eden hertürlü beslenme programı hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur.
Unutmayın ki; sindirim ağızda başlar ama çıkışta sonlanır. Yani işlevsel bir bütünsellik vardır.
Parça parça ele alınamaz.

      Çocuğun beslenmesi (öğünleri) düzenli aralıklarla gerçekleşmelidir. Yaş ve ihtiyaca göre öğün sayısı belirlenmeli, gereksiz ara öğün eklemesi yapılmamalıdır. Çocuktur, abur-cubur da yiyecektir. Ama bu, öğün aralarında değil de öğünün devamı şeklinde olmalıdır. Yemekten sonra gibi... ya da öğün zamanını uzatmak gibi... Bu durum hem çocuğun öğünde yeterli yapı taşı (protein, vitamin gibi...) almasını hem de etki-tepki mantığıyla çalışan barsaklarda yeterli miktarda (hacimde) dışkı oluşmasını sağlar.

      Ayrıca yeterli miktarda dışkı oluşumunu hedefleyen beslenmenin lifli/lifsiz oranının da dengeli olması gerekir. Dengeli beslenme denildiğinde sıklıkla protein, yağ, karbondihrat dengesi anlaşılır. Halbuki beslenmedeki asıl denge; lifli/lifsiz oranıdır.  Mesela;  günde 100gr gıda alınıyorsa bunun 25gr’ı lifli, 75gr’ı da lifsiz gıda olacak şekilde, pay ve payda dengelenmelidir. Ancak bu oran sayesinde bol, yumuşak dışkı oluşumu ve dolayısıyla ıkınmadan (hatta zorlanmadan) dışkı çıkışı temin edilmiş olur. Son olarak da bu dengeli ve düzenli beslenmenin devamı olmalıdır. Yani sürdürülebilir olmalıdır.

      Tabii ki bu arada su dengesi de ihmal edilmemelidir. Bunun için en basit kiriter ise idrar rengidir. Sabah yapılan ilk idrar hariç olmak üzere gün içersindeki idrarın rengi; su gibi duru veya açık sarı oluyorsa su dengesi sağlanıyor demektir. Çünkü vucut ihtiyacı olan suyu, önce barsaklardan çeker. Barsaklarda yeteri kadar su bulamazsa böbreklerden çekmeye, dolayısıyla idrarın rengi de sararmaya(koyulaşmaya) başlar. Ezbere birşey yok....

      Bu ek gıda başlanma döneminde, annelerin “NORMAL” diye kabul ettiği, bizim “EĞİTİM ŞART!..” diye ifade ettiğimiz hataların temeli; beslenmenin DÜZENSİZ ve DENGESİZ olmasından kaynaklanır. Ki çoğu anne bunu kabul etmez. Ama kabızlığın temelleri atılmaya başlanmıştır. Buna bağlı olarak dışkılama sırasında makatın zorlanmaya başlamıştır ama tolere edilir.

      Yıllar geçtikçe ve çocuğun bezden kurtulup kendi başına tuvalet alışkanlığı edinmeye başladığı döneme (DIŞKILAMAYA) gelinir. Ancak yine “EĞİTİM ŞART!..” diye ifade edebileceğimiz ve anneye bağlı dışkılamayla ilgili faktörler devreye girer. Annenin hijyen öngörüsü…

     Bu öngörü; annenin çocuğunu koruma içgüdüsüyle ve “Öyle her yerde tuvalete gidilmez, mikrop kaparsın.” düşüncesiyle gerçekleşir. Ama bu düşünce “Kaş yapayım derken göz çıkarma” misali farkında olmadan çocukta tuvalet tutma veya erteleme alışkanlığının gelişmesine, dolayısıyla dışkının barsakta daha uzun süre kalıp içeriğindeki suyun emilmesini ve katılaşmasını tetikler.

      Tuvalet erteleme alışkanlığı sonucu  makattaki dışkı katılaşmaya, dolayısıyla çocuk dışkıyı çıkaramamaya başlar. Doğal olarak anne, tekrar devreye girer. Kendi yaşadıklarına göre “NORMAL” diye bildiği doğrultuda “IHHLAA DA ÇIKAR!..” diyerek çocuğa ıkınmayı (hatta zorlanmayı) öğretir. Alın, bir “EĞİTİM ŞART!..” örneği daha…

      İşte yıllar geçtikçe ve çocuk büyüdükçe, hatalı beslenme alışkanlıklarına hatalı dışkılama alışkanlıkları da böylece ilave olmuş olur. Ki devam eden bu hatalı alışkanlıkların derecesine göre KABIZLIK ve kabzlık  temelli anal fissür gibi çeşitli makat hastalıklarının Neden-Sonuç ilişkisi dahilinde belirginleşmeye, tolere edilememeye başlar.

Dolayısıyla;
NEDEN (Hatalı beslenme ve dışkılama alışkanlıkları) ----> SONUÇ (Devam eden Peklik/Katı-Sert Dışkı)
NEDEN (Devam eden Peklik/Katı-Sert Dışkı) ----> SONUÇ (Dışkılama sırasında Artan/Gereksiz Ikınmalar)
NEDEN (Artan/Gereksiz Ikınmalar ----> SONUÇ (Anal Fissür, Tromboze Dış Hemoroid gibi... )

      Makatta ağrı ve kanama şikayeti ile bebek ve/veya çocuklarını getiren ve muayene sonucu anal fissür saptanan annelerin hikayeleri; çok farklı şekillerde olsa da detaylı bir sorgulama ile altta yatan neden(ler)in, sıklıkla yukarıda anlatmaya çalıştığım temel mekanizmalarla (Neden-Sonuç İlişkisiyle) örtüştüğü görülür.

      Muayene aşamasına gelindiğinde ise çok dikkatli olmak gerekir. Mümkün olduğunca basit manevralarla kabalar aralanıp makat ağzına bakmak tanı koymak için sıklıkla yeterlidir. Elle veya parmakla muayeneden hem ağrılı olması hem de çocukta gereksiz bir korkuya neden olmamak adına, çok gerekli olmadığı takdirde kaçınılmalıdır. Bu aşamada bebeklik döneminde dahi belirtilerini vermeye başlayan Hirschsprung Hastalığı yönünden dikkatli olmak gerekir. Ki zaten, muayene için gitmiş olacağınız Çocuk Hastalıkları ve/veya Çocuk Cerrahisi Uzmanı meslektaşlarımız, bunu göz önüne alacaktır.

      Makatında Anal Fissür oluşmuş olan bir bebek veya çocukta en belirgin sıkıntı; dışkılama sırasında oluşan ağrı, yanma-sızlama ve buna bağlı olarak dışa yansıyan ağlamadır. Bu durum; bir taraftan refleks olarak ve koruma adına makatın sıkılmasıyla, diğer taraftan ise gelişen tuvalet korkusu ve dışkılamaktan kaçınılması ile ağrının tetiklendiği bir kısır döngünün gelişmesine neden olur.


İşte, öncelikle bu kısır döngü kırılmadan sıkıntıların azalması ve müteakiben de iyileşmenin sağlanması için normal beslenme ve dışkılama alışkanlığına geçilmesi mümkün olamaz.


Konservatif Tedavi Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

      Bebeklik ve/veya çocukluk çağında oluşan fissür(ler), çoğunlukla cerrahi tedaviye gerek kalmadan konservatif (medikal) tedaviyle iyileşir. Çünkü bebek ve çocuklarda beslenme ve dışkılama alışkanlıklarındaki eksiklikler dışında ıkınmayı tetikleyici, yapısal ek bir neden (Rektosel, İnternal Mukozal Prolapsus gibi) henüz oluşmamıştır. Yetişkin anal fissürlerinde, bu ek nedenlerin de varlığına göre cerrahi tedaviler daha sık devreye girebilmektedir.

      Ancak tabii ki kanservatif tedavi dediğimizde; düzenli olarak kullanılsa dahi, sadece “iki krem sürmek, fitil kullanmak veya dışkı yumuşatıcı kullanmak” anlaşılmamalıdır. O yüzden baştan beri ifade ettiğimiz gibi "EĞİTİM ŞART!.."

      Ama kimin için? Tabii ki Anne için... Çünkü konservatif tedavi, birbirine bağlı iki temel adımda gerçekleşir. Evet, ilk adımı bu ilaçlar oluştursa da asıl olan; annenin ikinci adımdaki rolü ve devamlılığıdır. Anne, beslenme ve dışkılama alışkanlıkları konusunda ne kadar bilgili ve bilinçli ise ikinci adım sonundaki başarı da o kadar kısa sürede ve yüksek oranda gerçekleşir. Çünkü yukarıda anlattığım anal fissür oluşumunun temel mekanizması ve bunun çocuğuna yansıyan farklı formları çok daha erken algılanır ve gerekli düzenlemeler en kısa sürede gerçekleştirilir.

      Konservatif tedaviye yani ilk adıma, ağrı nedeniyle çocuğun içinde bulunduğu kısır döngüyü kırmakla başlanır. Bu amaçla, çok belirgin katı ve sert dışkılama tarzı bir peklik durumu varsa, kısa süreli kullanmak şartıyla ilk olarak; dışkı yumuşatıcı ve/veya lavman uygulaması önerilir. Ki bu sayede; ilk etapta barsaklarda birikmiş, katılaşmış veya makat ağzında tıkaç haline gelmiş dışkının boşaltılması sağlanır.

      Müteakiben, ağrı ve tuvalet korkusunu azaltmaya yönelik olarak; ağrı kesici, uyuşturucu kremler, sıcak su banyoları önerilir. Hatta tuvaletini sıcak su içersinde oynarken yapması önerilebilir. Ancak tuvalet korkusunun geçmesi biraz daha zaman alabilir. Haftalar gibi… Çünkü çocuğun, bunu teyit etmesi gerekir.

      Çocuk, ağrıları biraz azalır azalmaz, az da olsa cesaretlenir ve teyit etmeye çalışır. Aslında annenin rol oynadığı ikinci adım da başlamıştır. Bu nedenle annenin; ilaçlara ilave olarak hem tuvalet ertelemenin önüne geçebilmek hem de bol dışkı oluşturacak şekilde ve "çivi çiviyi söker..." mantığıyla yeterli ve dengeli bir beslenmeye geçmesi gerekir. Biraz ters mantık gibi gelebilir. Ama bu dönemde özellikle; dışkı miktarını azaltan azar azar beslenmelerden ya da dışkı kıvamını cıvıklaştıran sulu veya sebzeli ağırlıklı beslenmelerden kaçınılmalıdır. Herşeyden ve bolca yiyerek(dengeli) çocuğun ıkınmadan, bol dışkı yapması sağlanmalıdır. Böylece dışkılama sırasında makatın uğrayacağı mekanik travma, dolayısıyla ağrı en aza indirgenebilir ve fissür iyileşebilir. Yeni aldığınız diş macunu tüpü misali… Az bir sıkma ile ağız dolusu macun çıkışı olmalıdır.

      Unutmayın; "Diş macunu tüpü" misali, tüpün içindeki macun azaldıkça, kıvamı sertleştikçe(cıvıklaştıkça) sıkma işlemi, yanı ıkınma işlemi, yani makat ağzının uğrayacağı mekanik travma riski artar.

      Çocuk tuvalete gittiğinde bunu teyit edemezse tekrar, kısır döngüye girer ve tuvalet korkusuyla, mümkün olduğunca tuvaletini tutmaya devam eder. Sil baştan….

      Birbiri içersine geçmiş halde olan bu adımlar, ihtiyaç durumlarına göre ardı ardına uygulanabilirse başarı kaçınılmazdır. Bu arada, çocuğunuza ve onun barsak çalışma düzenine de biraz zaman vermeyi, fırsat tanımayı ihmal etmeyin. Aşırı pimpirik olmaya da gerek yok. Büyükanne beslenme modelini gözardı etmeyin...

ÖZETLE...
1. Dışkı çıkışını sağlayın, Ağrıyı azaltın.
      a-) Gerek tuvalet tutma-erteleme gerekse ağrı nedeniyle makatta oluşmuş olabilen dışkıdaki pekliği çözün. Bu amaçla dışkı yumuşatıcı ilaçlardan ziyade önceliği LAVMAN (Fleet enema, BT enema gibi) uygulamasına verin. Bu lavmanı hafif ısıtıp yarım yarım uygulayın. Bu sayede özellikle tuvalet tutma erteleme alışkanlığını kırmanız kolaylaşır. 
      b-) Bu ağrı, makat ağzında sertleşmiş dışkının oluşturduğu bir basınç ağrısı olabilir. O zaman lavman ile sertleşmiş dışkıyı boşaltın. Gerekirse bunu birkaç gün arayla tekrarlayın...
      c-) Bu ağrı, makat kaslarının kasılmasına(spazmına) bağlı olarak gelişmiş bir ağrı olabilir. O zaman sıcak su uygulamaları ve/veya ağrı kesici krem, şurup, fitil kullanın.

2. Beslenmeyi düzenleyin.
      a-) Beslenmeyi dışkı miktarını artıracak şekilde düzenleyin(artırın). Bu süreçte özellikle sadece sulu ve sebzeli ağırlıklı yemeklerden kaçının. Sulu ve sebzeli yemekler de dahil olmak üzere herşeyden dengeli ve düzenli aralıklarla, bolca yedirin. Ve idrar rengiyle kontrol ederek su alımını artırın.
      b-) Oluşturulan bol dışkı sayesinde hem tuvalet erteleme engellenir hem de ıkınmadan dışkı çıkışı sağlanır. Ki bu da birkaç gün içersinde dolaylı olarak ağrının azalmasını sağlar.

2. Dışkılamayı Örnekleyin.
      -- Özellikle bezden kesim döneminde ve sonrasında; sadece çiş için tuvalete gidilmediğini, dışkı için de tuvalete gidilmesi gerektiğini örnekleyin. Bu amaçla, çeşitli ortam ve mekanlarda "kakam geldi, tuvalete gitmem lazım veya kakam geldi, tuvalete gidiyorum." misali, çocuğun da duyabileceği ifadeler kullanının. Ki çocuk da kaka için; hem evde hem de ev dışında tuvalete gidilmesi gerektiğini öğrensin ve tuvaletini tutmasın.
      -- Klozet tipi tuvalete kullanıyorsanız, siz tuvalette iken NORMAL DIŞKILAMA kuralları çerçevesinde gerçekleştirdiğiniz dışkılamayı; tuvalete kapısını kapatmayarak örnekleyin. Aynı zamanda çocuğun da kapısını açık bırakmasını sağlayarak gözlemleyin.

Ancak bu sayede
hem kabızlığı hem de kabızlık temelinde gelişen Anal Fissür gibi makat sorunlarını yenmek mümkün olur.

      Uzmanlığımın GENEL CERRAHİ olması sebebiyle bebek/çocuk yaş grubu, uzmanlık alanım içersine girmemektedir. Ancak, gerek ilgi alanımın PROKTOLOJİ (Anal Bölge Hastalıkları) olması gerekse "EĞİTİM ŞART!.." misali yetişkin olarak annenin devreye girmesi sebebiyle; annenin beslenme ve dışkılama alışkanlıkları hakkında eğitimi ve bilinçlendirilmesi temelinde yardımcı olmaktayım. Bu amaçla ve tabii ki; "Önce, zarar verme!.." mantığında hem çocuğun mevcut durumuna hem de geleceğine yönelik olarak (Koruyucu Hekimlik adına) bir faydamız oluyorsa, ne mutlu.... Çünkü...

      Yetişkinlerde görülen fissür, basur gibi çoğu makat hastalıklarının temeli; hatalı beslenme ve dışkılama öğretilerine bağlı olarak çocukluk ve gençlik yıllarında atılır. Bu yanlış beslenme ve makatı hor kullanmanın ceremesi, "bardağın taşması" misali  yıllar içersinde, elbet bir gün karşımıza çıkacak ve bedel ödeme zamanı gelecektir. İşte, bu nedenle koruyucu hekimlik önemlidir...


« « Anal Fissür Tedavisinde LASERÖTESİ farkı...  

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.