ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.








Paylaş - Yazdır

Çocuklarda Anal Fissür; Ne yapmalıyız?


      Anal Fissür(Çatlak-Yırtık); bebeklik ve/veya çocukluk döneminin en sık görülen makat hastalıklarından biridir.

      Yetişkinlerde görülen Anal Fissür oluşumunda da bahsettiğimiz gibi artan ıkınmalara bağlı olarak makat ağzının zorlanması (mekanik travma); çocuklarda da en belirgin sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak yetişkinlere göre bir takım farklılıklar yok değildir. En basitinden; cerrahi tedaviden ziyade medikal(konservatif) tedavi çok daha ön plandadır.

      Neden-Sonuç ilişkisi dâhilinde, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklardaki artan ıkınmaların altında da sıklıkla kabızlık (nadiren de ishal) dönemleri (NEDEN) yatabilmekte, dolayısıyla dışkılama sırasında makat ağzı zorlanmakta ve fissür adı verilen çatlak/yırtık (SONUÇ) oluşabilmektedir.

      Yeterli Anne sütü alımının gerçekleştiği ilk aylardaki dışkının kıvam ve kalınlığı; zaman zaman bebeklerde ıkınmalara neden olsa da bu ıkınmalar, hiçbir zaman makatı zorlayacak şiddette değildir. Bu nedenle anne sütü alımının yeterli olduğu bebeklerde, altta yatan doğumsal bir neden yoksa fissür oluşumu beklenmez. Ancak…

      Anne sütü, aylar geçip bebek büyüdükçe beslenmesi, buna bağlı olarak dışkı oluşumu için yetersiz gelmeye başlar. Dolayısıyla barsak içersindeki dışkı materyali de azalmaya başlar. Bu azalmaya paralel olarak makat ağzına ulaşn dışkı miktarı da azalır. Bu durum, ister istemez ıkınarak, hatta zorlanarak dışkılama şeklinde bebeğin yüzüne yansımaya başlar. Çünkü azalan "diş macunu" hesabı  ancak sıktıkça ve azar azar çıkar. Ki bu durum da ıkınmayı artırır. ayrıca azalan dışkı miktarına paralel olarak tuvalet sayısı azalır ve dışkı içeride daha uzun süre kalarak sertleşir veya topaklaşır. Dolayısıyla  sertleşen dışkıyı çıkarmak da makat ağzını bir şekilde zorlamaya başlar.

      Bu geçiş dönemi sıklıkla bebeğin uyarıları sonucu ek gıda takviyesine başlanmasıyla sonlandırılmaya çalışılır(?). Ancak bu dönemde “EĞİTİM ŞART!..” misali, annenin beslenme ve dışkılama konusundaki bilgileri; önemlidir. Çünkü…

      Beslenme, “karın doyurma” değildir. Çocuklarda beslenme; öncelikle protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral gibi vucut gelişimi için gerekli yapı taşlarını yeterli bir şekilde içermelidir. Diğer taraftan, dışkılama işlevi başta olmak üzere sindirim sisteminin çalışmasını sağlayacak şekilde dengeli, düzenli ve sürdürülebilir beslenme olmalıdır. Yani gıdaların; hem yaşa ve ihtiyaca bağlı olarak gereksiz ara öğünlerden kaçınarak düzenli aralıklarla alınması hem de barsakların çalışması için yeterli miktar ve lifli/lifsiz oranına sahip olacak şekilde dengeli alınması gerekir. Mesela; belli günde 100gr gıda alınıyorsa bunun 25gr’ı lifli, 75gr’ı da lifsiz gıda olacak şekilde, pay ve payda dengelenmelidir. Ancak bu oran sayesinde bol yumuşak dışkı oluşumu ve dolayısıyla ıkınmadan (hatta zorlanmadan) çıkışı temin edilmiş olur.Son olarak da bu dengeli ve düzenli beslenmenin devamı olmalıdır. Yani sürdürülebilir olmalıdır.

      Tabii ki bu arada su dengesi de ihmal edilmemelidir. Bunun da en basit kriteri; sabah ilk idrarı hariç olmak üzere gün içersindeki idrarın rengi; su gibi duru olacak şekilde su takviyesi yapılmalıdır. Çünkü vucut ihtiyacı olan suyu önce barsaklardan çeker. Barsaklarda yeteri kadar su bulamazsa böbreklerden çekmeye ve idrarın rengi de sararmaya başlar.

      Bu ek gıda başlanma döneminde, annelerin “NORMAL” diye kabul ettiği, bizim “EĞİTİM ŞART!..” diye ifade ettiğimiz hataların temeli; beslenmenin DÜZENSİZ ve DENGESİZ olmasından kaynaklanır. Ki çoğu anne bunu kabul etmez. Buna bağlı olarak dışkılama sırasında makatın zorlanması, yani mekanik travmaya maruz kalması ve sıklıkla çatlak adı verilen hastalığın oluşma riski belirginleşir.

      Yıllar geçtikçe ve çocuğun bezden kurtulup kendi başına tuvalet alışkanlığı edinmeye başladığı döneme gelinir. Ancak yine “EĞİTİM ŞART!..” diye ifade edebileceğimiz ve anneye bağlı ilave faktörler devreye girer. Annenin hijyen öngörüsü…

     Bu öngörü; annenin çocuğunu koruma içgüdüsüyle ve “Öyle her yerde tuvalete gidilmez, mikrop kaparsın.” düşüncesiyle gerçekleşir. Ama bu düşünce “Kaş yapayım derken göz çıkarma” misali farkında olmadan çocukta tuvalet tutma veya erteleme alışkanlığının gelişmesine, dolayısıyla dışkının barsakta daha uzun süre kalıp içeriğindeki suyun emilmesine ve katılaşmasına sebep olur.

      Bu tuvalet erteleme alışkanlığı ve dışkının katılaşması sonucu çocuk, zamanla tuvalette ıkınmaya(hatta zorlanmaya) başlar. Doğal olarak anne, tekrar devreye girer. Kendi yaşadıkları ve “NORMAL” diye bildiği doğrultuda “IHHLAA DA ÇIKAR!..” diyerek çocuğa ıkınmayı(hatta zorlanmayı) öğretir. Alın, bir “EĞİTİM ŞART!..” örneği daha…

      İşte yıllar geçtikçe ve çocuk büyüdükçe, beslenme alışkanlıklarındaki eksikliklere ilave olarak; dışkılama alışkanlıklarında, tuvalet erteleme ve ıkınma yönünde oluşan değişikliklerin derecesine göre anal fissür gibi çeşitli makat hastalıklarının oluşma riski yine belirginleşir.

      Makatta ağrı ve kanama şikayeti ile bebek ve/veya çocuklarını getiren ve muayene sonucu anal fissür saptanan annelerin hikayeleri çok farklı şekillerde olsa da detaylı bir sorgulama ile altta yatan neden(ler)in, sıklıkla yukarıda anlatmaya çalıştığım temel mekanizmalarla örtüştüğü görülür.

      Muayene aşamasına gelindiğinde ise çok dikkatli olmak gerekir. Mümkün olduğunca basit manevralarla kabalar aralanıp makat ağzına bakmak tanı koymak için sıklıkla yeterlidir. Elle veya parmakla muayeneden hem ağrılı olması hem de çocukta gereksiz bir korkuya neden olmamak adına, çok gerekli olmadığı takdirde kaçınılmalıdır. Bu aşamada bebeklik döneminde dahi belirtilerini vermeye başlayan Hirschsprung Hastalığı yönünden dikkatli olmak gerekir. Ki zaten, muayene için gitmiş olacağınız Çocuk Hastalıkları ve/veya Çocuk Cerrahisi Uzmanı meslektaşlarımız, bunu göz önüne alacaktır.

      Makatında Anal Fissür oluşmuş olan bir bebek veya çocukta en belirgin sıkıntı; dışkılama sırasında oluşan ağrı, yanma-sızlama ve buna bağlı olarak dışa yansıyan ağlamadır. Bu durum; bir taraftan refleks olarak ve koruma adına makatın sıkılmasıyla, diğer taraftan ise gelişen tuvalet korkusu ve dışkılamaktan kaçınılması ile ağrının tetiklendiği bir kısır döngünün gelişmesine neden olur.


İşte, öncelikle bu kısır döngü kırılmadan sıkıntıların azalması ve müteakiben de iyileşmenin sağlanması için normal beslenme ve dışkılama alışkanlığına geçilmesi mümkün olamaz.


Konservatif Tedavi Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

      Bebeklik ve/veya çocukluk çağında oluşan fissür(ler), çoğunlukla cerrahi tedaviye gerek kalmadan konservatif (medikal) tedaviyle iyileşir. Çünkü bebek ve çocuklarda beslenme ve dışkılama alışkanlıklarındaki eksiklikler dışında ıkınmayı tetikleyici, fizyolojik ek bir neden (Rektosel, İnternal Mukozal Prolapsus gibi) henüz oluşmamıştır. Yetişkin anal fissürlerinde, bu ek nedenlerin de varlığına göre cerrahi tedaviler daha sık devreye girebilmektedir.

      Ancak tabii ki kanservatif tedavi dediğimizde; düzenli olarak kullanılsa dahi, sadece “iki krem sürmek, fitil kullanmak veya dışkı yumuşatıcı kullanmak” anlaşılmamalıdır. O yüzden baştan beri ifade ettiğimiz gibi "EĞİTİM ŞART!.."

      Ama kimin için? Tabii ki Anne için... Çünkü konservatif tedavi, birbirine bağlı iki temel adımda gerçekleşir. Evet, ilk adımı bu ilaçlar oluştursa da asıl olan; annenin ikinci adımdaki rolü ve devamlılığıdır. Anne, beslenme ve dışkılama alışkanlıkları konusunda ne kadar bilgili ve bilinçli ise ikinci adım sonundaki başarı da o kadar kısa sürede ve yüksek oranda gerçekleşir. Çünkü yukarıda anlattığım anal fissür oluşumunun temel mekanizması ve bunun çocuğuna yansıyan farklı formları çok daha erken algılanır ve gerekli düzenlemeler en kısa sürede gerçekleştirilir.

      Konservatif tedaviye yani ilk adıma, ağrı nedeniyle çocuğun içinde bulunduğu kısır döngüyü kırmakla başlanır. Bu amaçla, çok belirgin katı ve sert dışkılama tarzı bir peklik durumu varsa, kısa süreli kullanmak şartıyla ilk olarak; dışkı yumuşatıcı ve/veya lavman uygulaması önerilir. Ki bu sayede; ilk etapta barsaklarda birikmiş, katılaşmış veya makat ağzında tıkaç haline gelmiş dışkının boşaltılması sağlanır.

      Müteakiben, ağrı ve tuvalet korkusunu azaltmaya yönelik olarak; ağrı kesici, uyuşturucu kremler, sıcak su banyoları önerilir. Hatta tuvaletini sıcak su içersinde oynarken yapması önerilebilir. Ancak tuvalet korkusunun geçmesi biraz daha zaman alabilir. Haftalar gibi… Çünkü çocuğun, bunu teyit etmesi gerekir.

      Çocuk, ağrıları biraz azalır azalmaz, az da olsa cesaretlenir ve teyit etmeye çalışır. Aslında annenin rol oynadığı ikinci adım da başlamıştır. Bu nedenle annenin; ilaçlara ilave olarak hem tuvalet ertelemenin önüne geçebilmek hem de bol dışkı oluşturacak şekilde ve "çivi çiviyi söker..." mantığıyla yeterli ve dengeli bir beslenmeye geçmesi gerekir. Biraz ters mantık gibi gelebilir. Ama bu dönemde özellikle; dışkı miktarını azaltan azar azar beslenmelerden ya da dışkı kıvamını cıvıklaştıran sulu veya sebzeli ağırlıklı beslenmelerden kaçınılmalıdır. Herşeyden ve bolca yiyerek(dengeli) çocuğun ıkınmadan, bol dışkı yapması sağlanmalıdır. Böylece dışkılama sırasında makatın uğrayacağı mekanik travma, dolayısıyla ağrı en aza indirgenebilir ve fissür iyileşebilir. Yeni aldığınız diş macunu tüpü misali… Az bir sıkma ile ağız dolusu macun çıkışı olmalıdır.

      Unutmayın; "Diş macunu tüpü" misali, tüpün içindeki macun azaldıkça, kıvamı sertleştikçe(cıvıklaştıkça) sıkma işlemi, yanı ıkınma işlemi, yani makat ağzının uğrayacağı mekanik travma riski artar.

      Çocuk tuvalete gittiğinde bunu teyit edemezse tekrar, kısır döngüye girer ve tuvalet korkusuyla, mümkün olduğunca tuvaletini tutmaya devam eder. Sil baştan….

      Birbiri içersine geçmiş halde olan bu adımlar, ihtiyaç durumlarına göre ardı ardına uygulanabilirse başarı kaçınılmazdır. Bu arada, çocuğunuza ve onun barsak çalışma düzenine de biraz zaman vermeyi, fırsat tanımayı ihmal etmeyin. Aşırı pimpirik olmaya da gerek yok. Büyükanne beslenme modelini gözardı etmeyin...???

ÖZETLE...
1. Ağrıyı azaltın.
a-) Bu ağrı, makat ağzında sertleşmiş dışkının oluşturduğu bir basınç ağrısı olabilir. O zaman lavman ile sertleşmiş dışkıyı boşaltın. Gerekirse bunu birkaç gün tekrarlayın...
b-) Bu ağrı, makat kaslarının kasılmasına(spazmına) bağlı olarak gelişmiş bir ağrı olabilir. O zaman sıcak su uygulamaları ve/veya ağrı kesici krem, şurup, fitil kullanın.

2. Beslenmeyi düzenleyin.
a-) Beslenmeyi dışkı miktarını artıracak şekilde düzenleyin. Bu süreçte özellikle sadece sulu ve sebzeli ağırlıklı yemeklerden kaçının. Sulu ve sebzeli yemekler de dahil olmak üzere herşeyden dengeli ve düzenli aralıklarla, bolca yedirin. Ve idrar rengiyle kontrol ederek su alımını artırın.
b-) Oluşturulan bol dışkı sayesinde hem tuvalet erteleme engellenir hem de ıkınmadan dışkı çıkışı sağlanır. Ki bu da birkaç gün içersinde dolaylı olarak ağrının azalmasını sağlar.

      Uzmanlığımın GENEL CERRAHİ olması sebebiyle bebek/çocuk yaş grubu, uzmanlık alanım içersine girmemektedir. Ancak, gerek ilgi alanımın PROKTOLOJİ (Anal Bölge Hastalıkları) olması gerekse "EĞİTİM ŞART!.." misali yetişkin olarak annenin devreye girmesi sebebiyle; annenin beslenme ve dışkılama alışkanlıkları hakkında eğitimi ve bilinçlendirilmesi temelinde yardımcı olmaktayım. Bu amaçla ve tabii ki; "Önce, zarar verme!.." mantığında hem çocuğun mevcut durumuna hem de geleceğine yönelik olarak (Koruyucu Hekimlik adına) bir faydamız oluyorsa, ne mutlu.... Çünkü...

      Yetişkinlerde görülen fissür, basur gibi çoğu makat hastalıklarının temeli; hatalı beslenme ve dışkılama öğretilerine bağlı olarak çocukluk ve gençlik yıllarında atılır. Bu yanlış beslenme ve makatı hor kullanmanın ceremesi, "bardağın taşması" misali  yıllar içersinde, elbet bir gün karşımıza çıkacak ve bedel ödeme zamanı gelecektir. İşte, bu nedenle koruyucu hekimlik önemlidir...


« « Anal Fissür Tedavisinde LASERÖTESİ farkı...  

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.