ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.

Genel Cerrahi (PROKTOLOJİ) Uzmanı







ANASAYFA » BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ
 

Site içeriğinde anlatılan hastalıkların tanı ve tedavi süreçleriyle ilgili olarak bilmek istedikleriniz ve/veya anlaşılmayan konular, başlıklar halinde listelenerek cevaplandırılmıştır.

Listemizde cevabı olmayan sorunuz varsa, lütfen formumuzu kullanarak bize iletiniz.
Lütfen, kişisel sıkıntılarınız için Ön Bilgilenme Formumuzu kullanın.

Basur(Hemoroid) (184) Kıl Dönmesi (5) Rektosel (13) Anal Fissür(Çatlak) (29) Anal Apse-Fistül (33) Anal (Ters) İlişki (8) Kabızlık (8)
Genel Anlamda... (120)Hangi Branşta Muayene Olunur? (1)
Nasıl Beslenmeliyim? (3)Basur kanser yapar mı? (4)
İlaç ve Bitkisel Tedavi (2)Ne Yapmalıyım? Basur muyum? (17)
Ameliyat Sonrası (22)Gebelik ve Basur (4)
Lazerli Ameliyat? (4)Laserötesi Farkı? (7)
1 ...31 32 33 34 35 36 37
Rumuz: sarı 23.10.07, 12:58
doktor bey bende basur var.kanama yok denilebilir ama karında şişlik hissi tuvaletini tam yapamama hissi oluyor karın ağrılarıda oluyor arasıra sizce bu hastalık ilerlemişmi ne yapmam gerekir saygılarımla
Cevap: (23.10.07, 19:46)

          Basur hastalarında tüm şikayetler aynı anda olacak diye bir şart yoktur. Ama anlattıklarınız dolaylı olarak da olsa basur hastalarında olmaktadır.
          Ayrıca dışkılama sonrası tam boşalamama, rahatlayamama gibi şikayetler bayanlarda rektosel dediğimiz bir başka hastalıkta da olabilmekte ve çoğu kez de basur ile karıştırılmaktadır. Bu yüzden makatında ve dışkılama işleminde bir sıkıntı olan her hastanın yapması gerektiği gibi bu bölge ile ilgilenen bir genel cerrahi uzmanına görünmeniz gerekmektedir. Sadece sağdan soldan duyduklarınızla değil.....
Rumuz: mert 18.10.07, 13:02
Hocam Merhaba,
Benim tek korkum operasyon sonrası tuvaletimi tutamama...Bu korkum ortadan kaltığında ameliyat olup-olmama kararsızlığım sona erecek...
Cevap: (18.10.07, 23:20)

          Klasik cerrahi mantığında uygulanan (yani makatın dış kısmını da içeren )tüm yöntemlerde(ligasure, ultracision vs gibi...) ehil ellerde asla abdestini tutamama olmaz. Yani geldiği gibi giden bir dışkı olmaz... Ancak yapılan işleme göre iç çamaşırlarınızda ufak tefek kirlenmeler, kaşıntılar gibi minör inkontinans dediğimiz, işin ince ayar sistemine ait bozukluklar olabilmektedir. Ki maalesef ki bunların büyük bir kısmı da kalıcı olabilmektedir.
Laserötesi adını verdiğimiz uygulamamız ile makat dışına hiç dokunmadan, abdest tutma kaslarına kesinlikle hiç dokunmadan ve hastaya geri dönüşü olmayan-kalıcı hiçbir zarar vermeden sonuca ulaşmaktayız...
Rumuz: ceynrose 16.10.07, 13:05
benim sitede tek bulamadığım cevap var onu sormak istiyorum bu lazer ötesi tedavi diyince aklıma bıçaksız bir ameliyat geliyor.tabi doğrusunu sizden öğrenmek istiyorum kesme işlemi uygulanıyormu bıçakla.yoksa farklı bir yöntemmi uygulanıyor.teşekkürler.
Cevap: (16.10.07, 21:23)

          Basur(Hemoroidal Hastalık) tedavisinde sitemizin ilgili bölümlerinde de açıkladığımız gibi medikal(konservatif) yaklaşımları dışındaki uygulamalar cerrahi ve cerrahi dışı olarak sınıflandırılmaktadır. Cerrahi uygulamalardan kastımız ameliyattır. Yani kesmeye dayanan bir işlem olmasıdır. Bu kesme işlemini ister bizim bistüri, hastaların ise neşter dedikleri bıçakla yaparsınız, isterseniz makas ya da koter, ligasure, ultrasonik bıçak gibi diğer teknolojik sistemlerle yaparsınız. Hepsinin yaptığı işlem sonuçta aynıdır. Kesme işlemi, dolayısıyla da ameliyattır. Sizin belirttiğiniz gibi bıçaksız bir ameliyat yoktur. Ancak hastalarımız yapılan diğer cerrahidışı işlemleri de ameliyat olarak adlandırmayı daha kolay bulurlar. Ki biz bunları sadece cerrahi müdahale olarak adlandırırız.
          Cerrahi uygulamalar zaten ameliyathane ortamlarında gerçekleştirilmektedir. Duruma göre cerrahi dışı tedaviler de ameliyathane ortamında yapılabilmektedir. Bu nedenle hastalarımız tarafından "ameliyat oldum" olarak adlandırılabilmektedir.
          Laserötesi adını verdiğimiz uygulamamız tamamen bir cerrahi uygulamadır ve ameliyathanede anestezi altında iken gerçekleştirilmektedir. Çünkü basur tedavisinde en etkili ve en kalıcı tedavi ancak cerrahi mantık çerçevesinde alınabilmektedir. Ancak cerrahinin dezavantajlarını ortadan kaldırmak, cerrahinin avantajlı sonuçlarını da eksiksiz olarak hastaya verebilmek için geliştirdiğimiz/modifiye ettiğimiz laserötesi uygulamamız ile ameliyat sonrası ağrıyı %70-80 azaltmayı ve geri dönüşü olmayan(kalıcı) hiçbir zarar vermemeyi elde etmiş bulunmaktayız.
Rumuz: body 08.07.07, 13:18
öncelikle teşekkkürlerimi sunarım yardımlarınızdan dolayı bizi yanlız bırak madığınız için sorum ben body çalışıyorum zorlama ile hemorait tin artması olası lığı nedir?body etkiler mi?sizce bunun önüne geçme vede azaltma yöntemlerini söylerseniz sevinirim başarılar...
Cevap: (09.06.09, 15:02)

     Bilindiği üzere hemoroidal hastalık yani basurun ana etmeni "IKINMA" dır. Sizin uğraştığınız bölüm de aşırı zorlanma yani karın içi basıncının artırılmasına neden olabilmektedir. Aslında bu da bir nevi gebelik periyodu gibi olabilmektedir. O yüzden karın içi basıncını fazla yükseltmeyecek hareketlerle bu işe devam etmenizi öneririm.
Rumuz: akkan 09.06.07, 13:24
sayın hocam benim sorum bu laserötesi tedavi sonrası tamamen ve kesin olarak bu illetten kurtuldum ve bir daha bu rahatsızlığı yaşamayacağım diyebiliyormuyuz yoksa belli bir zaman sonra tekrar bu rahtsızlıkla karşılaşma olasılığı varmı? daha doğrusu tamamen unuta biliyormuyuz bu rahatsızlığı yoksa zaman içinde yine kendisini yavaş yavaş hissettirebiliyor mu bu rahatsızlık. Birde böylesine güzel rahat ve mükemmel bir operasyonu niye diğer hekimlerimiz uygulamıyor veya bu yöntemden hiç bahsetmiyorlar Hekimliğin amacı İnsan sağlığı için en iyisi en mükemmeli ne ise onu uygulamak veya tavsiye etmek değilmidir? Tarafınızdan böyle bir imkan insanlığın hizmetine sunulmuşsa bence bundan faydalanmak bu rahatsızlığı çeken yaşayan herkesin hakkı olmalı lüzumsuz yere klasik ameliyatların sıkıntıları bizlere çektirilmemeli nedersiniz haksızmıyım? birde hasta olarak bize " KLASİK AMELİYAT" dışındaki her yöntem geçici,tekrarlama olasılığı yüksek yöntemler olarak bilgilendiriliyor EN KALICI VE KESİN ÇÖZÜM NEDİR diye sorduğumuzda " KESİN ve EN ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMİ KLASİK AMELİYATTIR" yanıtını veriyorlar ve açıkcası bizi tereddütte bırakıyorlar bu rahatsızlığımız için müracaat ettiğimiz hekimler. SİZİN DEĞERLİ GÖRÜŞLERİNİZİ ALMAK İSTİYORUM yukarıda arzettiğim konularla ilgili.TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM
Cevap: (01.12.09, 13:48)

       Sizin de belirttiğiniz gibi, KESİN, ETKİLİ ve EN KALICI TEDAVİ YÖNTEMİ KLASİK AMELİYATTIR. 70 yıldır etkinliğin devam ettiren tek yöntem KLASİK AMELİYAT'tır. Ancak bu yöntemin de ameliyat sonrası duyulan ağrı başta olmak üzere birçok dezavantajlı tarafları mevcut.
       Aslında hastalarımız en çok ağrıdan korkuyorlar ama ağrıdan çok daha önemli, ömür boyu devam eden, geri dönüşü olmayan ve düzeltmeye çalışsanız bile çok daha fazla zarar verebildiğiniz minör kontinensi(abdest tutmanın ince ayarı) bozucu etkileri mevcut. Evet, KLASİK AMELİYAT dışındaki her yöntem geçici, tekrarlama olasılığı olan yöntemlerdir. Bu yüzden de bu yöntemlerin belli aralıklarla tekrarlanmaları gerekmektedir.
Farkındaysanız; aşağı tükür sakal, yukarı tükür bıyık misali hastalarımızın isteklerinin hepsini sağlayabilecek bir uygulama-tedavi şekli yok. Etkili ve uzun vadeli bir tedavi istiyorsanız klasik cerrahi mantığını kullanmalısınız. "Ağrı ve diğer çıkabilecek sorunlar en az olsun, beni rahatlatsın yeter ve gerekirse bir daha olurum" diyorsanız , işte o zaman da diğer tedavilerin mantığını kullanmalısınız.
       1995 yılında uzmanlık eğitimine başladım. Çömezlik yılım bittikten sonra ilk dikkatimi çeken basur, fissür gibi makatın iyi huylu hastalıklarının pozisyon nedeniyle yeterli görüş imkanı vermeyişi, kirli bölge oluşu, basit görülmesi gibi birçok sebepten dolayı diğer ameliyatlar kadar popüler, yapılmak istenen ameliyatlar olmadığı idi. Bu durum benim için bir avantajdı. Çünkü uzmanlık eğitimimin bir parçası idi ve ilgilenen yoktu. 1999 yılı aralık ayı itibari ile başladığım uzmanlık dönemimde de bu ilgim devam etti. Ancak klasik ameliyat sonrası takiplerim gösterdi ki ameliyat etmekle hastanın işi bitmiyordu, takip ve kontrol edilmeleri gerekiyordu. En azından yara iyileşmesinin tam olarak sağlandığı süre olan 6-8 hf. boyunca... Bu takip süreleri sonucunda farklı, daha önce öğrenmediğim veya dikkatimi çekmemiş birçok tecrübelerim oldu. Tabii, bu tecrübeler sonucunda ameliyat tekniği ve ameliyat sonrası dönemlere ait bir takım değişikliklere gittim. Bu şekilde 2005 yılına kadar geldim. Tabii bu süre içinde 2000 den fazla vaka tecrübem oldu. Ama hala isteneni verememiştim. Sakal ve bıyıktan kurtulamamıştım. Minör kontinens bozukluğunu en aza indirgeyip uzun vadeli tedavi sağlayabiliyordum. Ancak ağrıyı azaltamamıştım. Tamam, ağrı bir süre sonra geçiyordu, ama yeterli değildi, azaltmalıydım. Bu düşüncelerle kasım 2005 yılında gelen 70 yaşındaki bir hasta LASERÖTESİ TEDAVİ'nin temelini atmama vesile oldu. İşlem klasik cerrrahi mantığında olacak, ağrı çektirmeyecek ve zaten yaşı nedeniyle bozulmuş olan kontinensini daha da bozmayacak.... Bu süreç içinde toplam 637 (Aralık 2009) vakamız oldu. Tüm evrelerde kullandık. Artık ne sakal var ne de bıyık.....Bir iki ufak kılımız var tabii ki... Ama bu kılların hiçbirisi ne sakal ne de bıyık oluşturabiliyor... Bilmem anlatabildim mi?
       Allah yapısı olan orjinal bir yapının ortalama 30 lu yaşlardan itibaren sıkıntı vermeye başladığını düşünürseniz. Biz kullarının yaptığı bir yapı için kesin, garanti gibi laflar kullanmamız ne kadar doğru olur. Diğer taraftan kesin olan bir şey daha vardır. Cerrahi mantık olduğu sürece vucudumuzun yara iyileştirme mekanizması sırasında oluşan, yine bir nevi allah yapısı, orjinalinden daha sağlam ve daha dayanıklı olan ve fibrosiz denen yeni asıcı bağ sisteminden faydalanılmaktadır. Bu da bizim hastalarımıza daha uzun vadeli, etkili dememizi sağlamaktadır.
       Sonuç olarak Laserötesi tedavi kendi kişisel uğraşlarım, tecrübelerim sonucunda ortaya çıkmış bir uygulamadır, modifikasyondur. Hem uzun vade sonucu vereceksiniz, hem ağrısı az olacak, hem erken işe dönme sağlayacaksınız, hem abdest tutma işlevlerine kalıcı(ister minör isterse majör) zarar vermeyeceksiniz, hem de işlevselliği çok güzel sağlayan bir ameliyat yapacaksınız.
       İşte aynı kefeye konmaz denen bu sonuçları aynı kefeye koymayı başardım. Bursa'da olmak veya Bursa'da bir gecesini geçirebilmeyi düşünebilen herkese bu yöntem bir alternatif olarak sunulmaktadır.
1 ...31 32 33 34 35 36 37
basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.