bergen 27.12.25
hocam irritabl bagirsak sendromu hakkinda dusunceleriniz neler? bir cok profesor gastroenteroloji ve ic hastaliklarina gittim kolonoskopi endoskopi kalprotektin sonuclari temiz. hepsi topu psikiyatriye atiyor. psikiyatrik tedavide ilk ay geciyor gibi olsada sonra eski haline donuyor yine. isim geregi stresimi yok etmem imkansiz. ne onerirsiniz?
Op. Dr. Levent TEZCAN
27.12.25
İrritabl (hassas) barsak sendromu (İBS), benim düşünceme göre; çıkmaz sokak gibidir. İBS teşhisi alıp bu sokağa girmek kolaydır. Ama tedavi olup bu sokakdan çıkmak, düşünüldüğü kadar kolay değildir. Çünkü...
Çoğu kişinin düşündüğünün aksine İBS tanısı; bir testle değil; belirti temelli ve dışlama esasına dayalı olarak konur. Yani 1-) En az 3 aydır devam eden, tekrarlayıcı karın ağrınız varsa... 2-) Karın ağrısında dışkılama sonrası azalma ve dğeişme oluyorsa... 3-) Dışkı kıvamında değişiklik (ishal, kabızlık veya dönüşümlü) oluyorsa İBS teşhisi düşünülür. Ayırt etmek (dışkılamak) için sıklıkla kolonoskopi yapılır ve organik nedenler (tümör, polip, crohn gibi) dışlanmaya çalışılır. Birşey çıkmazsa İBS teşhisi konur. İlave olarak, sizde de yapıldığı gibi kalprotektin testi de yapılır. Bu sayede İnflamatuar barsak hastalıkları ile ayırıcı tanıya da gidilir.
Peki, İBS teşhisi koymadan diğer olası hastalıkları veya durumları dışlamak için yapılan bu çalışmalar yeterli mi? Bence yeterli değil. Çünkü...
Aynı belirtilere; altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan Anismus, Rektosel, Rektal hiposensitivite, Pelvik Taban düşüklüğü gibi hastalıklarda da rastlamaktayız.
Diğer taraftan, İBS teşhisi madem ki dışkılama esasına dayalı olarak konuyor. O halde İBS teşhisi koymadan önce altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan hastalıkları da dışlamak, yani en azından ilaçlı dışkılama filmi (Baryum defekografi) de çektirmek gerekmez mi?
Sonuç olarak, özellikle Anismus ve Rektal hiposensitivite gibi altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan hastalıkların varlığında, zaten zor olan bir İBS tedavi sürecini yönetmek çok daha zor olacaktır.
Çoğu kişinin düşündüğünün aksine İBS tanısı; bir testle değil; belirti temelli ve dışlama esasına dayalı olarak konur. Yani 1-) En az 3 aydır devam eden, tekrarlayıcı karın ağrınız varsa... 2-) Karın ağrısında dışkılama sonrası azalma ve dğeişme oluyorsa... 3-) Dışkı kıvamında değişiklik (ishal, kabızlık veya dönüşümlü) oluyorsa İBS teşhisi düşünülür. Ayırt etmek (dışkılamak) için sıklıkla kolonoskopi yapılır ve organik nedenler (tümör, polip, crohn gibi) dışlanmaya çalışılır. Birşey çıkmazsa İBS teşhisi konur. İlave olarak, sizde de yapıldığı gibi kalprotektin testi de yapılır. Bu sayede İnflamatuar barsak hastalıkları ile ayırıcı tanıya da gidilir.
Peki, İBS teşhisi koymadan diğer olası hastalıkları veya durumları dışlamak için yapılan bu çalışmalar yeterli mi? Bence yeterli değil. Çünkü...
Aynı belirtilere; altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan Anismus, Rektosel, Rektal hiposensitivite, Pelvik Taban düşüklüğü gibi hastalıklarda da rastlamaktayız.
Diğer taraftan, İBS teşhisi madem ki dışkılama esasına dayalı olarak konuyor. O halde İBS teşhisi koymadan önce altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan hastalıkları da dışlamak, yani en azından ilaçlı dışkılama filmi (Baryum defekografi) de çektirmek gerekmez mi?
Sonuç olarak, özellikle Anismus ve Rektal hiposensitivite gibi altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan hastalıkların varlığında, zaten zor olan bir İBS tedavi sürecini yönetmek çok daha zor olacaktır.