Anismus (Makatta kasılma)
"ALIŞKANLIK SORUNU, AMA DEĞİŞTİRİLEBİLİR!.."
Anismus ile ilgili diğer videolarımız...
| Part II |
| ♦ Anismus, Neden/Nasıl Oluşur? » |
| Part III |
| ♦ Anismus Belirtileri? » |
| Part IV |
| ♦ Anismus Nasıl Teşhis Edilir? » |
Anismus, dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan nedenlerin başında gelir. Ayrıca Kronik kabızlığı olan bireylerin %25 ila %50’sinde, altta yatan temel nedenin Anismus olduğu gösterilmiştir. Bu oran, ileri proktolojik tetkiklerin yapıldığı üçüncü basamak sağlık kurumlarında belirgin şekilde daha yüksektir. Bu çerçevede çeşitli dışkılama ve/veya makat sorunları nedeniyle AnalCerrahi olarak bize başvuran; 621’i kadın 1067 hastaya, tanısal yaklaşım çerçevesinde Baryum Defekografi yapıldı. Toplam 1067 hastanın %90,9’unda Anismus tespit edildi. Bu oran, kadınlarda %91,8 iken erkeklerde %89,7 olarak bulundu. Görüldüğü üzere Anismus, nadir bir hastalık değildir.
Ancak…
♦ Çoğu zaman “kabızlık” adı altında geçiştirilen sıkıntılara sahip olması,
♦ Standart muayene ile kolay fark edilememesi,
♦ Hastalarda ön plana çıkan makat sorunları nedeniyle Hemoroid ve Anal Fissür gibi hastalıklara odaklanılması,
♦ Baryum Defekografi ve Yüksek çözünürlüklü Anal Manometri gibi ileri proktolojik testlerin her merkezde yapılamaması nedeniyle teşhis edilmesi geciken ya da atlanan bir hastalıktır.
Anismus, Nedir?

Dışkılama sırasında makatın açılmasını sağlayan kasların yeterince gevşetilememesi ya da tam tersine, kasılarak; çıkışın kapatılması sonucu ortaya çıkan dışkılama güçlüğü tablosuna Anismus adı verilir. Anismus’ta makat ağzına kadar gelen dışkının dışarı atılması ya zorlaşır ya da tamamen engellenir. İşlevsel makat darlığı olarak belirginleşen bu tablo, Dissinerjik Defekasyon (uyumsuz dışkılama) veya Spastik Pelvik Taban olarak da isimlendirilir. Dışkılama sırasında makatta yeterli gevşeme ol(a)madığı için makatın vajinismusu da denebilir. Tek farkla… Vajinismus girişe, Anismus ise çıkışa izin vermez. Anismus= Ani(Anüs) + Spasmus (Spazm) = Makatta kasılma
Anismus, dışkılama güçlüğüne bağlı kabızlığın en önemli nedenlerinden biridir. Ancak Anismus’ta kabızlık baskın olsa da hasta yakınmaları, sıklıkla bilinen kabızlık paterninden farklılık gösterir. Yani illa katı-sert dışkı ve haftada 3 den az gibi seyrek dışkılama şartı yoktur. Anismus, sıklıkla dışkı kıvamından bağımsız olarak tuvalette belirginleşen gereksiz ıkınmalara, hatta zorlanmalara rağmen “dışkı, makat ağzına geliyor ama çıkmıyor” şeklinde tarif edilen tıkanıklık hissiyle karakterizedir. Bu tabloya çoğu zaman tuvalette tam boşalamama veya rahatlayamama hissi ile elle dışarıdan veya parmakla içeriden müdahale ihtiyacı eşlik eder. Ayrıca gereksiz ve yoğun ıkınmaların sıklık ve şiddetine bağlı olarak makatta ağrı ve kanama ile özellikle tuvalet sonrası belirginleşen makatta ıslaklık, kirlenme, kaşıntı ve pis koku gibi ek sıkıntılar da eşlik edebilir.
Anismus ile bilinen Kabızlık arasındaki en önemli fark...
Bilinen kabızlıkta, dışkının sert/kurumuş olması dışkılamayı güçleştirirken Anismus'ta dışkı sertliğinden ziyade makat kaslarının gevşeyip açılamaması dışkılamayı güçleştirir. O yüzden Anismus’ta, sadece lifli beslenmeyle veya dışkı yumuşatıcı ilaç ve ürünlerle çözüme kavuşmak mümkün değildir.
Ancak Anismus’ta iyi haber şudur ki;
Sıklıkla bir alışkanlık sorunu olduğu için, Biofeedback gibi kullanıcı eğitimi temelli tedavilerle yeniden öğrenilebilir ve alışkanlıklar değiştirilebilir
Anismus, Neden ve Nasıl Oluşur?
Anismus’un kesinleşmiş tek bir nedeni veya sıralanacak bir nedenler listesi yoktur. Ancak Anismus oluşumuna katkıda bulunan çeşitli risk faktörleri mevcuttur. Normal dışkılama; pelvik taban ve makat kasları ile ilgili reflekslerin uyumlu çalışması sayesinde kendiliğinden, rahat ve sorunsuz bir şekilde gerçekleşir.
► Ancak bu hassas uyum, genellikle doğru sanılan hatalı dışkılama alışkanlıklarının etkisiyle yıllar içinde bozulur. Bu açıdan bakıldığında Anismus, önemli ölçüde “bir alışkanlık sorunu” olarak da kabul edilebilir. Bu çerçevede öncelikle Anismus oluşumunda önemli rol oynayan bu hatalı dışkılama alışkanlıklarının kökenine, yani nasıl edinildiğine bir bakalım…
Çocukluk çağlarında “Aman gaz çıkarma… Ayıptır!” öğretisi eşliğinde “yellenme veya gaz kaçırma" kaygısı edinilir ve arkadaş çevresiyle de pekiştirilir. Ama bu durum, farkında olmadan da olsa pelvik taban ve makat kaslarında, günün her saatinde gerginliğe ve istemsiz kasılmaya yol açar.
Yine çocukluk çağlarında “Her yerde tuvalete gidilmez. Mikrop kaparsın!..” öğretisi eşliğinde tuvalet tutma ve erteleme alışkanlığı edinilir. Ama bu durum, farkında olmadan sıkışma hissiyle birlikte pelvik taban ve makat kaslarında oluşan refleks gevşemeyi engeller ve istemsiz kasılmayı tetikler.
Yine çocukluk çağlarında “Ihhlaaa da çıkar!..” öğretisi eşliğinde nefes tutarak karın sıkma, yani ıkınma alışkanlığı öğrenilir. Zamanla bu alışkanlık, “ıkınmadan da çıkmaz!” düşüncesiyle pekişir ve yıllarca devam eder. Ama bu nefes tutarak yapılan karın sıkma hamleleri de farkında olmadan makat ve pelvik taban kaslarında da istemsiz kasılmaya yol açar ve çıkışı kapatır.
► Tüm bu yanlış öğrenilmiş dışkılama alışkanlıklarına… Anı yaşamak yerine yarını planlamayı tercih eden plancı, hesapçı, savunmacı veya telaşlı, içe kapanık ve kontrolcü kişilik yapısına sahip bireylerde daha sık rastlanır. Çünkü bu bireyler, bedensel işlevlerini bilinçli olarak kontrol etme eğilimindedir. Bu çerçevede dışkılama sürecini de kontrol etmeye çalışır ve doğal akışından çıkarırlar.
► Ayrıca geçmişte yaşanan cinsel istismar gibi psikolojik travmalar, geçmişteki travmatik tuvalet deneyimleri ya da Anal Fissür gibi ağrılı makat hastalıkları; kişide, ağrıdan kaçınma refleksi gelişmesine yol açabilir. Ki bu refleks de pelvik taban kaslarında istemsiz kasılmaya yol açabilir.
► Diğer taraftan, “tavuk ve yumurta” benzetmesinde olduğu gibi; Anismus’a sıklıkla eşlik eden rektal hiposensitivite (sıkışma hissi kaybı), rektosel, pelvik taban düşüklüğü ve makat sarkması gibi pelvik taban hastalıkları; hem Anismus’un ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir hem de Anismus’un bir sonucu olarak gelişebilir. Dolayısıyla bu hastalıkların varlığı, Anismus gelişimini tetikleyebileceği gibi, mevcut şikâyetlerin artmasına ve tedavi sürecinin daha zor ilerlemesine yol açabilir.
ÖZETLE ANİSMUS...
Çoğu zaman tek bir nedene bağlı olmaktan ziyade, yanlış öğrenilmiş alışkanlık ve reflekslerin pelvik taban kasları üzerindeki olumsuz etkisiyle ortaya çıkan fonksiyonel bir bozukluktur. Bu durum, dışkılama sırasında normalde gevşemesi gereken makat ve pelvik taban kaslarının istemsiz olarak kasılmasına veya yeterince gevşeyememesine yol açar. Sonuç olarak da "Anismus" adı altında dışkılama işlevindeki bozulma nedeniyle; dışkı, yumuşak da olsa çeşitli dışkılama ve makat sorunları yaşanmaya başlar.
Unutulmamalıdır ki; Aklı ile kı.ını yönetenler... Gün gelir, aklı kı.ında yaşamaya mahkum olur.
Anismus, Belirtileri?
Anismus’ta, hastadan hastaya değişmekle birlikte, genel olarak dışkılama güçlüğü tipi kabızlık belirtileri görülür. Ancak pek çok hasta, uzun yıllardır kabızlık yaşıyor olmasına rağmen yaşadığı kabızlığın farkında değildir. Çünkü çoğu hasta…
• Düzenli olarak her gün tuvalete gidebildiğini,
• İnce çaplı veya az da olsa dışkı çıkarabildiğini ve zorlanmadığını,
• Genel olarak kabızlık yaşamadığını, zaman zaman dışkı katılaşmaları olsa da dikkat ettiği takdirde geçtiğini ifade eder.
Dolayısıyla bu süreçteki asıl sorunu, yani karnını sıkmadan (ıkınmadan) dışkı çıkaramadığı gerçeğini önemsemez. Çünkü “ıkınmadan da çıkmaz ki!..” adlı şehir efsanesi ile büyümüştür. Halbuki bu efsane, toplumdaki en büyük yanlış inanışlardan biridir.
Sağlıklı dışkılama sürecinde;
• Karın kasları sadece hafif bir destek verir. (Mermiyi namluya ver ama namludan sen çıkarma misali…)
• Asıl işi bağırsağın peristaltizm adı verilen kendi dalgalanma hareketi ve makat kaslarının gevşemesi yapar.
• Ikınmayı bir "zorunluluk" olarak görmek, pelvik taban kaslarının doğal refleksini köreltir.
Sıklıkla fark edilmeyen veya önemsenmeyen bu ıkınmaların sıklığı ve şiddeti; değişen beslenme ve dışkılama alışkanlıklarına bağlı olarak dalgalanma gösterir. Hatta kimi zaman daha yoğun ıkınmalara, yani zorlanmaya ihtiyaç olur.
Ama bu zorlanmalar da...
• ya beslenmeyle, çayla veya ilaçla dışkıyı yumuşatarak
• ya da ihtiyacı olmasa dahi düzenli olarak hergün tuvalete gitmeye çalışarak (dışkıyı yumuşatarak),
• ya da gün içerisinde, tuvalete gitme sıklığını artırmaya (dışkıyı yumuşatarak) yönelik çabalarla geçiştirilmeye çalışılır.
Sonuç olarak Anismus...
Önemsenmeyen ve “normalmiş” gibi kabul edilen bu ıkınma ve çabalar eşliğinde, yıllarca sessizce ilerler. Asıl sorunun dışkı kıvamında değil de çıkış mekanizmasında olduğu fark edilmez… Ama nereye kadar?..
✔️ Tüm bu çabalara rağmen, gün gelir; tıkanıklık hissi belirginleşmeye başlar. Hastalar; dışkının makat ağzına kadar geldiğini ama çıkmadığını ya da içeride bir yerde takılı kaldığını ifade etmeye başlar.
✔️ Bu süreçte sıklıkla karnını sıktıkça veya zorlandıkça azar azar; keçi pisliği gibi sert veya ince çaplı ve yumuşak ama şekilsiz (yamuk yumuk) dışkı çıkarılır. Dışkı cıvık olduğunda ise sıklıkla patlayıcı tarzda ve tek atımlık ani boşalma olur. Ama yine de tam bir boşaltım ve rahatlama hissi olmaz.
✔️ Tıkanıklık hissi ve azar azar dışkılama nedeniyle çoğu zaman tam bir boşaltım ve rahatlama hissi oluşmaz. Ama tuvalet sonrasında makatta şişkinlik ve basınç hissi belirginleşir. Bu yetersiz boşaltım durumu; sıklıkla karında dolgunluk, gaz ve karın şişliği hissine de eşlik eder.
✔️ Anismus’ta hastaların yarısından fazlasında rektal duyum, yani sıkışma hissi azalır ve dışkılama ihtiyacı geç oluşur. Rektal hiposensitivite adı verilen bu durumda kişi; 3–4 gün boyunca tuvalete gitme ihtiyacı hissetmeden bekleyebilir.
Ancak dışkı rektumda bu kadar uzun süre kaldığında su kaybederek sertleşir. Sertleşmiş dışkının çıkarılması, hem daha zor hem de daha rahatsız edici olur. Sonuç olarak sıkışma hissi yerine, çoğu zaman karın ağrısı, karında şişkinlik ya da “kabız olurum” endişesiyle düzenli olarak tuvalete gitmeye başlanır. Ama tam bu noktada şu soru kaçınılmaz olur: Dışkılama, ihtiyaç mıdır? görev midir?
✔️ Düzenli olarak hergün veya günaşırı tuvalete giden hastalar; çoğu zaman tam boşalamama veya “daha bitmemiş hissi” nedeniyle tuvalette uzun kalır. Tuvalette kısa kalan hastalar ise günde birden fazla veya peşpeşe tuvalete giderek rahatlamaya veya tam boşaltım hissine kavuşmaya çalışır.
✔️ Hem tıkanıklık hissi hem de tam boşalamama duygusu, zamanla “içeride dışkı kaldı…” düşüncesine yol açar. Bu huzursuzlukla baş etmeye çalışan kişi; ya dışkı yumuşatıcı ilaçlara yönelir ya da bölgeye dışarıdan bastırma veya parmakla müdahale gibi yöntemlere başvurarak, tam boşaltım ve rahatlama sağlamaya çalışır.
✔️ Anismus’u olan birçok hastada; ya tuvalet öncesi kontrolsüz gaz kaçakları ya da dışkılama sonrası ilk 3-4 saatte, (sıklıkla da yürüyüş ve yellenme sonrasında,) makatta sümüksü akıntı ve kirlenme, kaşıntı ile pis koku gibi sıkıntılara rastlanır.
✔️ Özellikle cıvık dışkılama dönemlerinde daha belirgin olmak üzere ani sıkışma hissi ile tuvalete zor yetişme ve nadiren de kaçırma olabilir.
✔️ İlk zamanlarda ağrısız geçen dışkılama süreçleri, devam eden gereksiz ıkınmaların veya kimi zaman yaşanan zorlanmaların etkisiyle giderek ağrılı hale gelmeye başlar. Çünkü makat kasları her tuvalette açılmaya zorlanır. Bu durum; dışkılama sırasında yüzeyel tahrişe, dışkılama sonrası ise makat kaslarında kasılmaya (spazma ) yol açar.
Dolayısıyla tuvalette gerçekleşen bu ıkınmaların sıklık ve şiddetine paralel olarak makatta oluşan ağrının türü, şiddeti ve süresi değişkenlik gösterir. Sıklıkla yanma sızlama şeklinde başlayıp tuvalet sonrası zonklayıcı hale dönüşen, bazen de bacağa doğru yayılan ağrılar oluşur. Bu zonklayıcı ağrılar, saatlerce sürebilir. İlave olarak makatta kanama, şişlik ve ele gelen memeleşme gibi sıkıntılar da eşlik edebilir.
✔️ Yıllardır devam eden ve çoğu zaman önemsenmeyen bu gereksiz ıkınmalar, zamanla Hemoroid ve Anal Fissür gibi makat hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynar. Ki ilave olan makat hastalıkları da yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkiler. O yüzden birçok hasta; altta yatan asıl problemi fark etmek yerine doğrudan hemoroid, anal fissür gibi makat hastalıklarına odaklanır. Bu doğrultuda yalnızca hemoroid ve çatlağa yönelik ilaç tedavileri alır; hatta kimi zaman çatlak veya hemoroid ameliyatı bile olur. Ama sadece makata odaklı bu tedavilerin birçoğu, kalıcı bir çözüm sunmaktan uzaktır.
✔️ Ayrıca, yıllardır devam eden bu gereksiz ıkınmalar nedeniyle zamanla; Rektosel, Pelvik Taban Düşüklüğü, Rektal Mukozal Prolapsus ve Rektal Intussusception gibi ilave hastalıklar oluşmaya başlar. Eklenen bu hastalıklarla birlikte yeni ve farklı sıkıntılar da yaşanmaya başlar.
Dolayısıyla Anismus’ta yaşanan sıkıntılar, gerekli önlemler alınmadığı takdirde giderek daha karmaşık bir tabloya dönüşür ve yönetilmesi zorlaşır. Hatta süreç ilerledikçe, özellikle de ilerleyen yaşlarda; kontrolsüz gaz kaçakları ile tuvalete zor yetişme ve kaçırma gibi şikayetler daha sık görülmeye başlar.
✔️ Anismus, dışkılama problemleriyle ortaya çıkabildiği gibi "Pelvik Taban Dissinerjisi" adı altında, sadece işeme ve/veya cinsellik sorunlarıyla da belirginleşebilir. Ağrılı işeme, kesik kesik işeme, ağrılı cinsel ilişki, erken boşalma veya sertleşme kusuru gibi..
Anismus, Nasıl Teşhis Edilir?


Anismus; yalnızca hasta şikâyetleri ve standart anal muayene bulgularıyla teşhis edilebilen, hemoroid ve Anal Fissür gibi bir hastalık değildir. Çünkü Anismus, istirahat halinde değil, dışkılama eylemi sırasında ortaya çıkan işlevsel bir bozukluktur. Bu nedenle tanı sürecinde; ayrıntılı sorgulama ve özel muayene bulgularının yanı sıra, ileri proktolojik testlere de ihtiyaç duyulur. Dolayısıyla Anismus tanısında, cerrahın proktoloji tecrübesi kadar, Baryum Defekografi, Anal Manometri gibi ileri proktolojik testlere erişimi ve bu testleri yorumlayabilme tecrübesi de önemli rol oynar.
İlk etapta hastanın şikayetleri dikkatlice dinlenir. Ardından, bu şikayetlerle birlikte dışkılama alışkanlıkları ayrıntılı bir şekilde sorgulanır. Ki bu süreçte hastaların büyük bir kısmının, tuvalet kullanımı konusunda oldukça “seçici” olduğu görülür. Birçok hasta, hijyen kaygıları veya mahremiyet ihtiyacı nedeniyle her yerde tuvalete gidemediğini; yalnızca evinde yada kendini güvende ve rahat hissettiği tuvaletleri tercih ettiğini, çoğunlukla da sesli gaz çıkarabildiğini ifade eder. Hatta gaz çıkarmak için bile tuvalete gitme ihtiyacı duyan veya yalnızca tuvalet ortamında gaz çıkarabilen hastalara rastlanır.
Eğer siz de kendinizi her yerde ve her tuvalette, tam olarak "serbest bırakamıyor" veya gaz çıkarmak için dahi tuvalete ihtiyaç duyuyorsanız, pelvik taban kaslarınızda işlevsel bir sorun (Anismus?) olabilir.
Ayrıntılı sorgulama bulguları eşliğinde anal muayeneye geçirilir. Öncelikle Hemoroid, Anal Fissür gibi eşlik eden yapısal hastalıkların varlığı değerlendirilir. Ardından pelvik taban ve makat kaslarının sıkma ve ıkınma hareketlerine verdiği yanıtlar, özel manevralar eşliğinde dikkatlice incelenir.
Muayene sonucunda Anismus şüphesi oluşan hastalarda, hem tanıyı kesinleştirmek hem de eşlik eden olası yandaş hastalıkları belirlemek için Balon Atılım Testi, Anal Manometri Baryum Defekografi, 3D Endoanal Ultrason gibi ileri proktolojik testlere ihtiyaç duyulur.
Ama risk analizi yüksek hastalara, kolon kanseri riskini ekarte etmek için öncelikle kolonoskopi önerilir.
✔️ Balon Atım Testi : Dışkılama işlevini taklit etmeye dayalı basit ve pratik bir tarama testidir. Anal Manometri ve Baryum Defekografi gibi ileri proktolojik tetkiklere erişim imkanı olmayan yerlerde tercih edilir. Anismus tanısını koymaktan ziyade, Anismus olasılığını dışlamak için anlamlıdır.
Ucunda balon olan ince bir katater makat içine yerleştirilir. Ardından ucundaki balon, 50ml kadar ılık suyla şişirilir. Hasta oturur pozisyona alınır ve temsili dışkıyı, yani balonu çıkarması istenir. 1dk nın altında bir sürede ve rahat bir şekilde çıkarırsa Anismus’dan uzaklaşılır. Çıkaramadığı takdirde diğer testlere geçilir.
✔️ Anal Manometri : Makatın hem abdest tutma ve erteleme (sıkma) hem de dışkılama yeterliliğini, işlevsel açıdan inceleyen bir testtir. Günümüzde, daha detaylı ve hassas inceleme için 12/24 kanallı ve yüksek çözünürlüklü (HRAM) olarak yapılır. “Ikınma manevrası” sırasında elde edilen veriler, Anismus tanısı açısından kritik öneme sahiptir. Dışkılamayı taklit eden ıkınma testinde, rektum içi basınç değerleri yükselirken anal kanal içerisindeki basınç değerlerinin düşmesi beklenir. Ama Anismus'da bu uyum bozulur ve dışkılama güçleşir.
| Normal | Tip I Dissinerji | Tip II Dissinerji | Tip III Dissinerji | Tip IV Dissinerji |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() |
❗ Anal manometri, işlevselliği değerlendirmede son derece değerli bir testtir. Ancak testin güvenilirliği, uygulayıcı deneyimi ve hasta uyumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir ve yanlış sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, çoğu olguda Baryum Defekografi ile birlikte değerlendirilmesi önerilir.
✔️ İlaçlı Dışkılama Filmi (Baryum Defekografi) : Tuvalette kapalı kapılar ardında gerçekleşen dışkılama sürecini birebir taklit eden ve bu süreci görünür hâle getiren dinamik bir incelemedir. Bu sayede; Anismus başta olmak üzere, dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açabilen yapısal ve işlevsel bozuklukların teşhis edilmesi mümkün olur.
Normal dışkılama sürecinde, pelvik taban kasları uyumlu bir şekilde gevşeyip aşağıya doğru esner. Bu gevşeme ile birlikte anorektal açı, 20°den fazla genişler ve düzleşir, makat ağzı ise 15 mm den fazla açılır. Böylece ek bir desteğe ihtiyaç duymadan rahat ve sorunsuz bir dışkılama mümkün olur. Ancak Anismus'ta bu uyumlu gevşeme olmaz ve dışkılama süreci, işlevsel açıdan güçleşir. Baryum Defekografi bulgularına göre 3 farklı tipte dissinerjik defekasyon paterni değerlendirilir.
► Tip 1 (Anal Tip) Dissinerjide, Anorektal açı 20°den fazla genişler ama makat ağzı 15 mm’den az açılır. Sıklıkla pelvik taban düşüklüğü ile birliktedir.
►Tip 2 (Puborektal Tip) Dissinerjide, Makat ağzı 15 mm’den fazla açılır ama Anorektal açı 20°den az genişler (Puborektal dirsek kaybolmaz veya anal kanal boyu kısalmaz).
► Tip 3 (Miks Tip) Dissinerjide ise hem Anorektal açı 20°den az genişler (Puborektal dirsek kaybolmaz veya anal kanal boyu kısalmaz) hem de anal kanal 15 mm’den az açılır.
✔️ 3D Endoanal Ultrason (360°) : Doğrudan Anismus teşhisinden ziyade ayırıcı tanıda kullanılır. Makat iç kasında kalınlaşma, iç ve dış kaslarda hasar olup olmadığı, submukozal kalınlık ve puborektal kas hareketliliği değerlendirilir. Özellikle ayırıcı tanıda, Herediter internal anal sfinkter hipertrofisi için faydalıdır.
ÖZETLE…
Yapılan tüm bu ayrıntılı muayene ve testlerin birlikte değerlendirilmesi;
yalnızca Anismus varlığını değil, aynı zamanda eşlik eden diğer pelvik taban hastalıklarını da tespit etmek için anlamlıdır.
Ki Bu kapsamlı tanısal yaklaşım;
ister istemez, çok daha hedef odaklı ve kişiye özel tedavi planlamasına yardımcı olur.
Anismus, Nasıl Tedavi Edilir?
Anismus tedavisinde temel hedef; dışkılamayı kendi doğal akışına bırakmak, pelvik taban ve makat kaslarının doğru zamanda gevşemesini sağlamak ve böylece rahat, tam ve sürdürülebilir bir dışkılama düzenine ulaşmaktır.
Anismus, çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkan basit bir sorun değildir. Zaman içinde gelişen yanlış öğrenilmiş dışkılama alışkanlıkları ve buna eşlik eden pelvik taban bozuklukları ile stres, gerginlik ve kabızlık korkusu gibi duyusal sorunlarının bir araya gelmesiyle oluşan işlevsel bir hastalıktır. Bu nedenle Anismus, yalnızca bir kas spazmı olarak değerlendirilmemelidir.
Dolayısıyla Anismus’ta; standart, hızlı ve tek basamaklı tedavi yerine hem kişiye özel ve hedef odaklı hem de bütüncül ve aşamalı tedavi yaklaşımlarıyla başarıya ulaşmak mümkün olur. Bu çerçevede Anismus’ta önerilen, kişiye özel bütüncül tedaviye götüren adımları sırasıyla inceleyelim.
1️⃣ İlk Adım: Doğru Tanı ve Eşlik Eden Sorunların Eksiksiz Tespiti...
Anismus’ta doğru tanı, tedavi yaklaşımının temelini oluşturur. Anismus şüphesi halinde; sorgulama ve muayenenin ayrıntılı hale getirilmesi, gerekli hastalarda Anal Manometri, Baryum Defekografi gibi ileri proktolojik tetkiklere başvurulması esastır. Burada amaç sadece Anismus varlığını ortaya koymak değil; Rektosel, Rektal Hiposensitivite (sıkışma his kaybı), Pelvik Taban Düşüklüğü, Makat sarkması gibi sıklıkla eşlik eden diğer hastalıkların da tespit edilmesidir.
❗ Tüm bu ayrıntılı tespitler, yani doğru ve eksiksiz tanısal incelemeler yapılmadan uygulanan tedavi yaklaşımları; ister istemez yetersiz kalmakta ve çoğu zaman, tedavi başarısızlığıyla sonuçlanmaktadır.
2️⃣ İkinci Adım: Farkındalık ve Davranış Eğitimi...
Tedavi sürecinin en kritik ve en vazgeçilmez, temel basamağıdır. Bu aşamada, ayrıntılı tanısal yaklaşım sürecinde elde edilen bilgiler doğrultusunda; yıllardır “doğru” diye bilinen yanlışların, yani kullanıcı hatalarının fark edilmesi ve “gerçek” doğrular çerçevesinde yeniden düzenlemesi hedeflenir.
Ancak insanoğlu, doğası gereği kendine suç bulmayı, hata yaptığını düşünmeyi ya da yıllardır benimsediği alışkanlıkların yanlış olduğunu kabullenmeyi sevmez. O yüzden bu farkındalık ve kabullenme süreci, çoğu hasta için hiç kolay değildir. Zihin ikna olmadan beden teslim olmaz. Bu yüzden "Farkındalık ve kabullenme" olmadan davranış eğitimine geçmek çoğu zaman başarısızlık veya yüksek kaygı ile sonuçlanır.
Davranış eğitimi sürecinde ise kendisi için uygun beslenme şekli, diyafram nefesi ile gevşeme ve dışkılamaya ait doğru zaman, doğru pozisyon ve doğru ıkınma gibi temel davranışlar, adım adım ve kişiye özel olarak anlatılır. Bu sayede hastanın kendi bedenini daha iyi tanıması ve dışkılama sürecinde, farkında olmadan geliştirdiği hatalı refleksleri fark etmesi sağlanır. Ki bu sayede dışkılamanın bir "mücadele" değil, bir "bırakma" eylemi olduğunu anlaması sağlanır.
Psiko-eğitim olarak da adlandırılan bu "Farkındalık ve Davranış Eğitimi" aşaması, aslında zihindeki yanlış kalıpları kırarak bedensel iyileşmenin yolunu açar.
❗ Bu süreç, sonraki tedavi basamaklarının (biofeedback ve diğer destekleyici yöntemler) etkinliğini belirleyen en önemli faktördür. Çünkü farkındalık ve doğru davranış eğitimi olmadan uygulanan hiçbir tedavi, kalıcı ve sürdürülebilir bir iyileşme sağlayamaz.
3️⃣ Üçüncü Adım: Biofeedback Terapi (Uyum Eğitimi)...
Farkındalık sağlandıktan ve zihin de ikna olduktan sonra sıra, davranış eğitimi ile edinilen yeni kullanıcı bilgilerinin bedene öğretilmesi ve pratik yaptırılmasına gelir. İşte bu sürece de RektoAnal Koordinasyon (uyum) Eğitimi veya Biofeedback Terapi adı verilir. Anismus tedavisinin altın standart olarak da kabul edilen en etkili ve bilimsel olarak da en güçlü basamağıdır. Bu uyum eğitimi sayesinde kişi, dışkılama sırasında pelvik taban ve makat kaslarını nasıl gevşetilebileceğini öğrenir.
Anismus’ta dışkılamayı kolaylaştırmayı hedefleyen Biofeedback terapi; cihaz desteksiz olarak sadece diyafram nefes eşliğinde dışkılama eğitimi ve cihaz eşliğinde dışkılama eğitimi olarak 2 farklı yöntemle yapılabilir.
3a. RektoAnal Uyum için diyafram nefes eşliğinde dışkılama eğitimi;
Günlük yaşamda, doğal ve rahat bir şekilde diyafram nefesi alıp vermeyi öğrendikten sonra; diyafram nefesi eşliğinde dışkılama eğitimine geçilir. Karşılıklı ve birebir olarak uygulanan bu eğitim sürecinde, farkındalık ve davranış eğitimi aşamasında edinilen bilgilere ek olarak, dışkılama sırasında nefes–kas uyumunun doğru şekilde nasıl sağlanacağı ve makatı, sıkmadan nasıl dışkılama yapılacağı uygulamalı olarak öğretilir. Ardından pratik yapmak üzere evine gönderilir ve sonrasında haftada bir kontrole çağrılarak gerekli düzenlemeler yapılır. Ki bu süreç, en az 8-12 hafta kadar devam eder.
Kişinin kendi başına, her ortamda uygulayabileceği en basit ve en kolay uyum eğitimidir. Ancak yıllar içinde yerleşmiş bazı alışkanlıkları bırakmak veya değiştirmek, her zaman kolay değildir. Bu nedenle sürece sabırla ve kararlılıkla devam etmek, pes etmemek son derece önemlidir.
3b. RektoAnal Uyum için cihaz eşliğinde dışkılama eğitimi;
Hastaların bir kısmı, diyafram nefes eşliğinde dışkılama yaptığını ama rahatlamadığını ya da dışkılama yapamadığını ifade eder. Bu durumda, sorunun gerçekten nefes tekniğinden mi yoksa pelvik taban kaslarının yanlış ve uyumsuz yanlış çalışmasından mı kaynaklandığını netleştirmek gerekir. Bu amaçla vücudun çeşitli yerlerine (karnına, makat içine, makat çevresine) elektriksel kas aktivitesini (EMG) ölçen elektrodlar veya basınç algılayan problar yerleştirilir.
Ardından, öğrendiği şekilde aralıklı olarak birkaç defa yavaş ve derin diyafram nefesi alıp vermesi, sonrasında ise nefes vererek karnını sıkması, yani ıkınma manevrası yapması istenir. Bu süreçte, aparatların bağlı olduğu cihaz aracılığıyla işitsel veya görsel geri bildirimler alınır.
Bu geri bildirimler sayesinde hem diyafram nefesi alıp verme hem de ıkınma manevrası sırasında makat kaslarının ne ölçüde gevşeyip gevşeyemediği, objektif olarak ortaya konur ve hastaya net bir şekilde gösterilir. Böylece hasta, doğru yaptığını sandığı ancak farkında olmadan yanlış uyguladığı noktaları somut olarak görme imkânı bulur.
Bu veriler doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılır ve eğitim süreci yeniden düzenlenir. Hastalar genellikle haftada bir veya iki kez kontrol amacıyla çağrılır; bu seanslarda cihaza bağlanarak ilerleme olup olmadığı değerlendirilir. Haftanın diğer günlerinde ise evde tek başına diyafram nefesiyle makatı gevşetme egzersizlerine ya da mevcutsa ev tipi biofeedback cihazı eşliğinde gevşetme çalışmalara düzenli olarak devam etmesi istenir.
❗ Biofeedback terapide asıl iyileştirici olan cihaz değil, hastanın kendisidir. Cihaz yalnızca, hastanın diyafram nefesi eşliğinde doğru gevşeme yapıp yapamadığını anlamasına ve bunu öğrenmesine yardımcı olan bir rehber görevi görür.
Sıkışma his kaybıyla karakterize Rektal hiposensitivite’nin de eşlik ettiği Anismus’ta; gevşeme eğitimine duyu eğitimi de ilave edilir. Çünkü hem Anismus hem de Rektal Hiposensitivite varsa, sadece birine odaklanmak tedavinin eksik kalmasına neden olur.
4️⃣ Dördüncü Adım: Destekleyici unsurların ilave edilmesi...
1-) Eşlik eden psikolojik faktörlerin ele alınması:
Anismus sıklıkla stres, kaygı, travmatik tuvalet deneyimleri ve kabızlık korkusu ile birlikte seyreder. Gerekli hastalarda psikoterapi destekleyici rol oynar. Tek başına çözüm değildir ama tedaviyi güçlendirir.
2-) Diyet ve İlaçlar:
Dışkılamayı kolaylaştırmak için destekleyici unsur olarak ilave edilir. Dışkı miktarını artırmaya yönelik beslenme artışları, kısa süreli dışkı yumuşatıcı ilaç veya ürün desteği gibi...
❗ Dışkı yumuşatıcı ilaç veya ürünler; Anismus’u tedavi etmez, sadece süreci kolaylaştırır.
3-) Botoks Enjeksiyonu:
Şiddetli kas spazmı olan yada tedaviye dirençli, seçilmiş hastalarda Biofeedback ile birlikte kullanılır.
❗ Botoks, Anismus’ta tek başına çözüm değildir.
4-) Pelvik Taban Fizyoterapisi:
Kegel tarzı sık-bırak egzersizleri yapıp kasları güçlendirmek yerine; doğru kası, doğru zamanda gevşetebilmeyi öğretir. Ayrıca bu kapsamda, pelvik taban kaslarındaki spazmı azaltmaya yönelik manuel (elle yapılan) terapiler uygulanır.
5-) Cerrahi Tedavi:
Doğrudan Anismus’a yönelik cerrahi tedavi şekli yoktur. Ancak makatı çok sıkan ve biofeedback terapiye dirençli seçilmiş hastalarda, yani dinlenim basıncı ortalama 100mmHg'nin üstünde ve makat iç kas kalınlığı 3mm'nin üstünde olan hastalarda kas gevşetme ameliyatı (LİS) tedaviye eklenebilir.
Ayrıca Rektosel, Rektal prolapsus ya da Rektal hiposensitiviteyi destekleyen Dilate rektum?, Rektal Mukozal Prolapsus? gibi eşlik eden yapısal bozuklukların varlığı halinde; hastaya özel cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilir. Bu durumda, Anismus’un kendisine değil; eşlik eden ve şikayetlere neden olan hastalıklara yönelik cerrahi destek önerilir.
❗Çünkü eşlik eden pelvik taban hastalıkları düzeltilmeden yapılan biofeedback terapi seansları yetersiz kalır.
ÖZETLE...
Anismus’ta tedavi süreci; Anatomik yapıyı, dışkılama alışkanlıkları ve kas belleğini dikkate alan; bütüncül, aşamalı ve kişiye özel bakış açısıyla yönetilmelidir.

Güncelleme:24.01.2026
İlgili Konular...









