Op. Dr. LEVENT TEZCAN
  • DESTEK
    • Ön Bilgi Formu
    • Soru sorun
    • Hasta Hikayeleri
    • Üye Girişi
    • Yeni Üye Kaydı
    • Parolamı Unuttum
User picture

PROKTOLOJİ BURSA

  • Hakkımızda
  • Anal Hastalıklar
    • Hemoroid (Basur)
    • Anal Fissür (Çatlak)
    • Anal Apse-Fistül
    • Anal/Perianal Siğil
    • Anal Kaşıntı (Pruritis Ani)
    • Makat Darlığı
    • Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)
  • Anorektal Hastalıklar
    • Pelvik Taban Hastalıkları
    • Gaz-Dışkı Kaçırma (İnkontinans)
    • Kronik Kabızlık
    • Dışkılama Güçlüğü
    • Rektosel (Makat fıtığı)
    • Anismus (Makatta kasılma)
    • Rektal Prolapsus (Makat Sarkması)
    • Pelvik Taban Düşüklüğü
    • Rektal Hiposensitivite
  • Teşhis ve Tedavi
    • Anal (Anorektal) Muayene
    • 3D Endoanal Ultrasonografi
    • Defekografi (Baryum/MR)
    • Anal Manometri (HRAM)
    • Endoskopik Muayene
    • Biofeedback Terapi
    • LaserÖtesi Tedavi
  • Proktoloji Blog
  • İletişim
  • PROKTOLOJİ DESTEK
  • Ön Bilgi Talep Formu
  • Sizden Gelen Sorular
  • Hasta Hikayeleri
  • Anasayfa
  • Rektosel (Makat fıtığı)

Rektosel (Makat fıtığı)

"KADINLARDA, ADI KONMAMIŞ KABIZLIK!.."

REKTOSEL ile ilgili diğer videolarımız...

Part II
♦ Rektosel, Neden Gözden Kaçıyor? »
Part III
♦ Rektosel, Neden/Nasıl Oluşur? »
Part IV
♦ Rektosel Belirtileri? »
Part V
♦ Rektosel, Nasıl Teşhis Edilir? »
Part VI
♦ Rektosel, Nasıl Tedavi Edilir? »

Rektosel Nedir?

   Dışkılama sırasında kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun, vajina boşluğuna doğru bombeleşip fıtıklaşmasına REKTOSEL adı verilir. Makat fıtığı, Rektum Fıtığı, Bağırsak fıtığı gibi adlar da verilebilir.

   Bu yapısal bozukluk nedeniyle dışkı, rektum içerisinde düz bir hat boyunca ilerlemek yerine rektum ön duvarında oluşan bu keseleşmeye yönelir ve burada birikir. Bu durum dışkının tam olarak boşaltılamamasına yol açar. Sonuç olarak da tam boşalamama hissi, sürekli ıkınma ihtiyacı ve hatta parmakla destekleme gibi belirtiler ortaya çıkar.

   Dışkılama sırasında rektum duvarında oluşan bu bombeleşme; öne (anterior) ve/veya arkaya (posterior) doğru gelişebilir. Kadınlarda, anatomik olarak rektumun önünde vajina bulunur. Bu yerleşim destek dokular açısından göreceli bir zayıflık da oluşturur. Bu nedenle rektumda oluşan bombeleşme çoğunlukla önde vajinaya doğru olur ve Anterior Rektosel adını alır. Erkeklerde ise rektumun önünde prostat bulunur. Bu anatomik bariyer nedeniyle erkeklerde öne doğru gelişen anterior rektosel oldukça nadirdir.

rektosel ön arka basurum defekografi defecographyrektosel defekografi rectocele

   O yüzden “Rektosel” denildiğinde, sıklıkla kadınlarda görülen Anterior Rektosel anlaşılır. Ancak rektosel genellikle tek başına ortaya çıkan bir sorun değildir. Çoğu kadında, altta yatan ve dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan; Anismus, Rektal hiposensitivite ve Pelvik taban düşüklüğü gibi diğer bozukluklarla birlikte görülür.

Rektosel, Neden Gözden Kaçıyor?

   Rektosel, sıklıkla orta ve ileri yaş kadınlarda tespit ediliyor olsa da 20'li yaşlarda ve doğum yapmamış tüm kadınlarda görülebilir. Kadınlarda, dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa en sık yol açan hastalıklardan biridir.

   Rektosel, kadınlarda sık görülmesine rağmen çoğu zaman “basit kabızlık” ile karıştırıldığı için gözden kaçan ve tanısı geciken bir pelvik taban hastalığıdır. Bu nedenle yıllarca fark edilmeden sessizce ilerleyebilir ve kadınlarda, “adı konmamış kabızlık” şeklinde yaşam kalitesini giderek kötüleştirebilir. Rektosel hastalığının uzun süre fark edilmeden ilerlemesinin başlıca nedenleri şunlardır;

1️⃣ Basit Kabızlıkla Karıştırılması: Çoğu hasta dışkı kıvamına odaklanır ve yaşadığı karın şişkinliği ve hazımsızlık ile tam boşalamama gibi sorunları beslenmeye, lif eksikliğine ya da yetersiz su tüketimine bağlar. Hatta hekim değerlendirmeleri de çoğu zaman dışkı kıvamı odaklıdır. Oysa rektosel hastalığında asıl sorun; dışkının kıvamında değil, ilerlediği anatomik yolun bozulmuş olmasıdır.

2️⃣ Yavaş ve Sinsi İlerlemesi: Rektosel, birkaç ayda veya yılda gelişen ani bir hastalık değildir. En az 10-15 yıl süren ve yavaş yavaş ilerleyen bir süreçte ortaya çıkar. Bu nedenle birçok kadın, yaşadığı sorunları da “normalim bu!..” diye düşünür ve kabullenebilir.

3️⃣ Utanma ve Çekingenlik: Kadınlar, dışkılama sırasında parmakla destekleme ihtiyacı veya vajinal dolgunluk ve basınç hissi gibi belirtileri dile getirmekte zorlanabilir. Ancak bu kritik ipuçlarının saklanması, tanı ve tedavi planlamasında gecikmeye yol açar.

4️⃣ Sadece Kolonoskopiye Odaklanılması: Kolonoskopi, kalın bağırsak iç yüzeyini incelemek ve polip, tümör gibi lezyonları tespit etmek için kullanılır. Kolonoskopi normal çıkınca “problem yok” diye düşünülür. Ancak rektosel, dışkılama sırasında ortaya çıkan bir hastalık olduğu için kolonoskopi sırasında tespit edilemez. Bu nedenle doğru değerlendirme için Baryum Defekografi adı verilen ve dışkılamayı taklit eden ilaçlı dışkılama filmine ihtiyaç duyulur.

5️⃣ “Beslenmeyle Geçer” Yanılgısı: Dışkıyı yumuşatmaya yönelik lif ve su alımının artırılması, dışkı yumuşatıcı ilaç ve ürün kullanımı gibi girişimlerle sürekli bir diyet değişikliğine gidilir. Bu sayede kısmi rahatlama sağlanır. Ancak bu geçici rahatlamaya rağmen altta yatan asıl sorun (Rektosel) devam ettiği için yaşanan sıkıntılar tam olarak düzelmez. “Beslenmeyle geçer!..” düşüncesiyle sağlanan bu kısmi rahatlama, asıl sorunu maskeler ve fark edilmesini geciktirir.

  • ÖZETLE... - Çoğu zaman Basit kabızlık sanılır.
  • - Beslenmeyle geçer diye düşünülür ama sorun devam eder.
  • - Yıllar içerisinde yavaş yavaş geliştiği için “normal” kabul edilir.
  • - Utanma nedeniyle eksik anlatılır, gerçek şikayetler dile getirilmez.
  • - Kolonoskopi normal çıkınca problem yok sanılır.

   Rektosel bağırsaktan çok dışkılama mekanizmasına ait bir sorundur. Dolayısıyla hastanın dışkılama düzenine yönelik doğru sorgulama ve detaylı muayene ile Baryum Defekografi gibi ileri proktolojik inceleme yapılmadıkça kolayca gözden kaçabilir ve “adı konmamış kabızlık” olarak YILLARCA devam edebilir.

Rektosel, Neden ve Nasıl Oluşur?

   Rektosel oluşumunda rol oynayan kesinleşmiş tek bir neden yoktur. Sıklıkla devam eden veya tekrarlanan çoklu etkenler eşliğinde ve yıllar içerisinde belirginleşen bir süreçte ortaya çıkar. Rektosel oluşumunda ve ilerlemesinde rol oynayan bu çoklu faktörleri iki ana başlık altında toplayabiliriz.

1️⃣ Fonksiyonel (Dinamik) Faktörler: Sıklıkla Her yerde çok rahat tuvalete gidememe, tuvalet tutma ve erteleme, İhtiyaç olarak değil de görev icabı ve zamanı gelmeden tuvalete gitme, Dışkının, gevşeyince değil de karnını sıktıkça, yani ıkınmayla çıkacağının düşünme gibi hatalı dışkılama alışkanlıkları bu guruba girer.

   Bu tarz kullanıcı hataları nedeniyle her tuvalette belirginleşen ve tekrarlayan ıkınmalar, hem destek dokularda zayıflamaya hem de zayıflamış dokularda bombeleşmeye yol açarak rektosel oluşumuna zemin hazırlar ve ilerlemesini kolaylaştırır.

2️⃣ Yapısal (Anatomik) Faktörler: Artan hamilelik ve vajinal doğum sayısı, ilerleyen yaş ve menopoz ile genetik bağ doku zayıflığı gibi değişiklikler bu grupta yer alır. Ayrıca travmatik ve zor doğumlar ile Histerektomi (Rahim alınması) gibi pelvik ameliyatlar da ilave olarak tetikleyici rol oynar.

   Tüm bu yapısal etkenler, rektum ile vajina arasındaki destek dokusunu zayıflatır ve dayanıklılığını azaltır. Ki böylece rektosel oluşumu için uygun bir zemin hazırlanmış olur.

Sonuç olarak çoğu kadın...
   Çocukluk yıllarında verilen “Aman, gaz çıkarma; Ayıptır!..” öğretisi ile büyür. Dolayısıyla makatı, farkında olmadan da olsa her daim sıkıp kontrol etme alışkanlığı edinir. Ancak bu alışkanlık; makatın, dışkılama sırasında rahatça gevşeyip açılmasını da güçleştirir. Tıpkı bir musluk gibi… Musluğu gördükçe “Aman, kaçak olmasın” düşüncesiyle her daim sıkarsanız iş, musluğu açmaya geldiğinde kolayca açılmaz. Aynı şekilde, sürekli sıkılan makat kasları da rahatça gevşetilip açılamaz ve dışkılama güçleşir.

   İşte bu aşamada, belirginleşen dışkılama güçlüğünü aşmak için yine çocukluk çağlarında verilen, “Ihhlaa da çıkar!..” öğretisi devreye girer. Sıklıkla bu öğreti temelinde gelişen “Ikınmadan çıkmaz ki..” düşüncesiyle kişi, makata yüklenir ve zorlayarak açmaya çalışır. Ancak…

Rektosel Oluşum Döngüsü...
Rektosel neden ve nasıl oluşur

   Tüm bu süreçte, her tuvalette belirginleşen ve çoğu zaman da nefes tutarak yapılan yüklenmeler, yani ıkınmalar; bir yandan makatta kasılma ve kapanmaya, diğer yandan ise rektum içi basınçta artışa neden olur. Yani aslında kişi, dışkıyı çıkarmaya çalışırken hem çıkış kapısını kapatır hem de içerideki basıncı artırır.

   Ve bu durum, yıllar içerisinde dışkılamayı kolaylaştırmak yerine dışkılamayı zorlaştıran bir kısır döngüye dönüşür. Üstelik zamanla; ilerleyen yaş, hamilelik ve normal doğum sayısı gibi destek dokuları zayıflatan yapısal faktörler de bu kısır döngüye eklenmeye başlar. İşte bir noktadan sonra, rektum ile vajina arasındaki destek dokusunun dayanıklılığı hızla zayıflar ve sorun; sadece bir kullanıcı hatası ya da alışkanlık olmaktan çıkar.

Rektosel ve rektovajinal septum

   Artık tablo… Her tuvalette belirginleşen ve rektum ön duvarının(A), vajina arka duvarına doğru bombeleşmesi(B) ile karakterize yapısal bir probleme dönüşür. Bu aşamadan sonra, yalnızca ıkınmayı azaltmak çoğu zaman yeterli olmaz… Çünkü sorun artık sadece fonksiyonel değil, yapısal bir hal de almıştır. 

Özetle...
   Çoğu kadında hem yapısal hem de işlevsel faktörler birlikte rol oynar. Yani rektosel, sadece hamilelik ve doğum süreci kökenli bir “doku zayıflığı” değildir. Çoğu zaman yıllar süren hatalı dışkılama alışkanlıklarının yapısal bir sonucu olarak gelişir ve ilerler.

Rektosel İlerleme Süreci, Önden ve Yandan...
Rektosel öndenRektosel Yandan

Rektosel Belirtileri?

   Rektosel hastalığına ait temeller, sıklıkla çocukluk yıllarından beri devam eden ama önemsenmeyen hatalı dışkılama alışkanlıklarıyla yavaş yavaş atılır. Ama bu süreç, sıklıkla devam eden ve önemsenmeyen ıkınmalarla maskelenir ve geçiştirilir.

   Ancak 20’li yaşlardan itibaren ilerleyen yaş, geçirilen hamilelik ve doğum süreçleri gibi destek dokularda zayıflamaya yol açan yapısal faktörler de eklenmeye başlar. Bu durum, var olan mevcut kısır döngüyü tetikleyerek Rektosel’in ilerlemesine ve ıkınma ihtiyacının artmasına yol açar.

   Dolayısıyla yaşanan sıkıntıların türü, sıklığı ve şiddeti, her kadında farklı olmakla birlikte zamanla artar. Ancak rektosel büyüklüğü ile yaşanan sıkıntıların şiddeti her zaman paralel değildir.

   Rektosel hastalığında en sık görülen belirtiler…
1. Tam boşalamama hissi: Boşaltım sonrası hep bir “daha varmış” yada “bitmemiş hissi”’nin devam ettiği,
2. Tuvalette uzun süre kalma: Yetersiz boşaltım ve bitmemiş hissi nedeniyle tuvalette uzun süre kalındığı,
3. Parça parça dışkılama: Tek seferde tam boşaltamama nedeniyle tuvaletten çıktıktan sonra peşpeşe veya gün içerisinde tekrar tekrar, sürekli bir tuvalete gitme ihtiyacı olduğu,
4. Şiddetli ıkınma ihtiyacı: Dışkıyı çıkarabilmek için her daim ıkınma ihtiyacı olduğu ve ıkınmadan çıkmadığı,
5. İnce veya yumuşak dışkıya rağmen zorlanma: Dışkı yumuşak da olsa dışkılamanın azar azar ve ince çaplı olduğu,
6. Makata ya da Vajinaya destek verme ihtiyacı: Bazen dışkıyı çıkarabilmek için ilave olarak makat kenarlarına yada vajina arka duvarına parmakla baskı yapma ihtiyacı hissedildiği,
7. Sürekli kabızlık hissi: Lifli gıda ve su tüketimine rağmen sürekli bir karın şişkinliği, gaz ve hazımsızlık olduğu, dışkı yumuşatıcı ilaç ve ürünlerle idare edildiği,
8. Makat ve çevresinde dolgunluk ve basınç hissi: Sıklıkla eşlik eden pelvik taban düşüklüğü nedeniyle uzun süre oturulduğunda ve ayakta kalındığında makat ve çevresinde belirginleşen bir rahatsızlık olduğu,
9. Vajinada dolgunluk veya baskı hissi: Tuvalette, özellikle de dışkının daha kıvamlı olduğu zamanlarda dışkının makat ağzına geldiği ama ilk hamle ile çıkmadığı, önde vajinaya doğru basınç yaptığı ve dışkının, sanki vajinadan çıkacakmış gibi bir his uyandırdığı,
10. Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık: Bazen cinsel ilişki sırasında kasıklara ve bele vuran rahatsızlık ve ağrı olduğu,
11. İleri vakalarda gaz veya dışkı kaçırma: Gerek ilerleyen yaşa gerekse de eşlik eden hastalıklara bağlı olarak kontrolsüz gaz kaçakları ile tuvalete zor yetişme, yoksa kaçırma tarzı sıkıntılar yaşandığı ifade edilir.

   Rektosel, yıllar içerisinde yavaş yavaş gelişen ve ilerleyen bir pelvik taban bozukluğudur. Bu nedenle hastaların yaşadığı şikâyetler de hastalığın gelişim sürecine bağlı olarak zaman içinde değişiklik gösterebilir.

   Genç yaşlarda “ıkınmadan çıkmaz ki!..” düşüncesiyle ya da tam boşaltamama hissiyle başlayan ıkınma ihtiyacı, zamanla artar ve neredeyse her tuvalette belirgin hale gelir. Bu durum, özellikle 40 yaş altındaki birçok kadında; makatta ağrı, şişlik ve kanama gibi şikâyetlere de yol açar. Yaşam konfor ve kalitesini düşüren bu makat sorunları, ister istemez dışkılama problemlerinin de önüne geçmeye başlar.

Sonuç olarak 40 yaş altı birçok kadın, yaşadığı bu makat sorunları nedeniyle çözümü; Hemoroid, Anal Fissür (Çatlak) gibi makat hastalıklarında arar ve ameliyat dahi olur.

   Oysa kadınlardaki bu makat şikayetlerin arka planında, fark edilmeyen veya önemsenmeyen Rektosel hastalığı bulunur. O yüzden geçirilen makat ameliyatlarına rağmen devam eden tam boşalamama hissi ve ıkınmalar nedeniyle makat şikâyetleri de bir şekilde devam eder.

   50 yaş üstü kadınlarda ise makat sorunlarına daha az rastlanır. Çünkü kadınlarda, 50 yaş üstüne çıkıldığında ilerleyen yaş ve menopozun da etkisiyle dışkılama sürecinde yaşanan güçlük veya yetersizlikle karakterize şikayetler, çok daha ön plana çıkar.

   Özellikle de parmakla müdahale veya dışkı yumuşatıcı ilaç veya bitki çayı kullanma ihtiyacı, 50 yaş üstü kadınlarda çok daha sık görülür. Bunun yanı sıra "abdest tutamama ve kaçırma" adı altında ani sıkışma hissi ile tuvalet zor yetişme ve bazen de kaçırma tarzı şikayetler de yaşanabilir. Ayrıca vajinada dolgunluk hissi ile hazne girişinde şişlik ifadeleri de 50 yaş üstü kadınlarda daha sık duyulur hale gelir.

Rektosel, Nasıl Teşhis Edilir?

"Kolonoskopi, Tek Başına Yeterli mi?.."

   Rektosel, teşhis edilmesi hem çok zor hem de çok kolay bir hastalıktır. Proktoloji tecrübesi olan bir cerrah için; doğru sorgulama ve detaylı muayene ile çok kısa zamanda ve rahatlıkla teşhis edebilir.

   Ancak yaşadığı dışkılama sorunlarına rağmen eksik teşhis alan ve bu yüzden yetersiz tedavilerle zaman kaybeden kadınların sayısı hiç de az değildir.

Nitekim sonradan Rektosel tanısı alan kadınların büyük bir kısmının geçmişinde; Hemoroid (Basur) ve/veya Anal Fissür (Çatlak) nedeniyle geçirilmiş tedavilerin, hatta ameliyatların olması dikkat çekicidir.

   Peki bu durum gerçekten bir tesadüf müdür? Yoksa altta yatan asıl nedenin, yani dışkılama mekanizmasındaki bozukluğun gözden kaçırılması mıdır? Çünkü çoğu kadında sorun yalnızca hemoroid ya da çatlakla sınırlı değildir; altta yatan dışkılama bozukluğu ve rektosel de tabloya sıklıkla eşlik eder. Bu nedenle doğru ve eksiksiz teşhis için sadece mevcut makat şikâyetlerine odaklanmak yeterli değildir. İlave olarak, bu şikâyetlerin ana kaynağı olan dışkılama mekanizması da sorgulanmalıdır.

   Hasta şikayetleri dinlendikten ve dışkılama mekanizması detaylı bir şekilde sorgulandıktan sonra muayeneye geçilir. Kadın hastalarda standart anal muayene sırasında rektovajinal septum da değerlendirilir.

rektosel parmakla muayenerektosel elle muayene

   Makattan parmakla yapılan muayene sürecinde; parmak geri çekilirken öne, vajinaya doğru hafifçe bastırılır. Bu esnada vajinaya doğru oluşan bombeleşme, çok rahat hissedilir veya gözlemlenir.

   Parmakla muayenede bombeleşme (Rektosel) saptanması durumunda dışkılama, mekanizmasını daha detaylı incelemek için "Baryum Defekografi" adı verilen ilaçlı dışkılama filmi çekilir.

   Defekografi sayesinde hem rektosel boyutunu hem de eşlik eden ve dışkılamayı güçleştiren diğer hastalıkları tespit etmek mümkün olur. Defekografi adı verilen ilaçlı dışkılama filmi, Baryum Defekografi ve MR Defekografi olmak üzere iki farklı şekilde yapılır.

   Baryum Defekografi, röntgen (skopi) cihazı ile yapılan ilaçlı dışkılama filmidir. Dışkılama işlevi, oturma pozisyonunda iken taklit edilir. Bu yüzden dışkılama işlevine ait yapısal ve işlevsel bozukluklar, çok daha net ve eksiksiz bir şekilde ortaya konur. MR Defekografi radyasyon içermez. Ancak yatar pozisyonda yapıldığı için dışkılamayı taklit etme özelliği Baryum Defekografi’ye göre daha sınırlıdır. MR Defekografi ile yeterli olmadığında Baryum Defekografi olarak tekrara gidilir.

rektosel defekografi rectocele

   Defekografi’de tespit edilen Rektosel boyutu; 20mm’den küçük ise Grade I (Küçük), 20-40mm arasında ise Grade II (Orta) ve son olarak da 40mm’den büyük ise Grade III (Büyük) olarak adlandırılır.

   Ayrıca Anal Manometri ve Endoanal Ultrason gibi diğer ileri tetkiklerden de faydalanılır. Rektosel teşhisi için Kolonoskopi, tek başına yeterli değildir. Kolonoskopi; “eşeği sağlam kazığa bağlama” misali, sadece kanser tarama amacıyla, sıklıkla da alarm bulguları pozitif hastalarda tercih edilir.

Rektosel teşhisinde asıl amaç; sadece rektosel varlığını, yani fıtıklaşmayı tespit etmek değildir. Dışkılama mekanizmasını tüm yönleriyle, bir bütün olarak değerlendirmektir.

Rektosel, Nasıl Tedavi Edilir?

"Ameliyat Şart Mı?.."

   Rektosel, dışkılama sırasında rektum ön duvarının vajinaya doğru bombeleşmesiyle ortaya çıkan yapısal bir deformasyondur. Dolayısıyla “iki hap içeyim yada krem süreyim de geçsin” tarzında ilaçla tedavi edilebilecek bir hastalık değildir. Ancak Rektosel tespit edilen her hastanın da mutlaka ameliyat olması gerekmez.

Rektoselde tedavi yaklaşımı; sadece rektosel boyutuna bakılarak değil, hastanın yaşadığı şikayetlerin türü, şiddeti ve günlük yaşam kalitesine olan etkisi dikkate alınarak belirlenir.

   Bu nedenle standart, “kopyala-yapıştır” tarzı tedavi planları yerine, hastanın ihtiyaçlarına uygun kişiye özel tedavi yaklaşımları tercih edilir.

   Bu kişiye özel tedavi yaklaşımlarında asıl amaç; sadece anatomik bozukluğu düzeltmek değil, aynı zamanda hastanın rahat ve tam boşaltım sağlayabildiği, sağlıklı bir dışkılama fonksiyonunu yeniden kazandırmaktır. Bu çerçevede tedaviye öncelikle ameliyatsız, yani destekleyici yaklaşımlarla başlanır. Gerektiğinde ise cerrahi onarımlar eklenerek devam edilir.

1️⃣ Konservatif (ameliyatsız) Tedavi: Bu süreçte temel amaç, hastaların dışkılama sırasında yaşadığı gereksiz ıkınma ihtiyacını azaltmaktır. Bu çerçevede öncelikle dışkı miktarını artıran ama kıvamı da yumuşatan, daha bol beslenmeye geçilir.

❗ Önemli Bir Gerçek... Lifli gıda ve su tüketimi faydalıdır; ancak rektoselde tek başına çözüm değildir. Çünkü problem, dışkının sertliği değil; rektum duvarının destek kaybıdır.

   Sonrasında ikinci olarak pek farkında olunmayan ve sıklıkla da doğru diye bilinen hatalı dışkılama alışkanlıklarını düzeltmek için Kullanıcı Eğitimi adı altında Biofeedback Terapi uygulanır.

   Ancak biofeedback terapi, Rektosel’i olan her hastada aynı şekilde uygulanmaz. Biofeedback terapi planı, hastanın pelvik taban ve makat kaslarının durumuna, yani Anismus varlığına göre belirlenir:

   Rektosel'e ilave olarak Anismus’u da olan hastalarda, pelvik taban ve makat kaslarını gevşetmeyi öğreten gevşeme odaklı biofeedback terapi uygulanır. Anismus’u olmayan hastalarda ise pelvik taban ve makat kaslarını güçlendirmeyi öğreten kuvvetlendirici biofeedback terapi, yani Kegel egzersizleri uygulanır.

❗ Dolayısıyla her Rektosel hastasına Kegel egzersizi önerilmez. Hem rektosel'i hem de Anismus'u bulunan hastalara ASLA Kegel egzersizi önerilmez.

   Tüm bu ameliyatsız, destekleyici yaklaşımlar sayesinde hastanın "rahat ve sorunsuz dışkılama" hedefine ulaşıp ulaşmadığına bakılır. Ancak sadece destekleyici tedavi ile Rektosel'in küçülüp yok olması beklenmemelidir.

   Bu süreçte dışkılaması belirgin şekilde rahatlayan hastaların, mevcut tedavi planına aynı şekilde devam etmesi sağlanır. Konservatif tedaviye rağmen dışkılama sorunları devam eden hastalarda ise tedaviye ameliyat, yani çeşitli cerrahi onarım seçenekleri eklenir.

   2️⃣ Cerrahi Tedavi: Rektosel tedavisinde önerilen bu cerrahi onarımlar, eşlik eden diğer pelvik taban hastalıklarının varlığına göre farklılıklar gösterir. Bu nedenle ameliyat planı yapılırken yalnızca rektoselin varlığı değil; aynı zamanda eşlik eden hastalıklar da dikkate alınır. Çünkü...

❗ Rektosel hastalığı, çoğu zaman tek başına (izole) değildir. Sıklıkla Makatta kasılma ile karakterize Anismus'la, dışkılama his kaybı ile karakterize Rektal hiposensitiviteyle, Pelvik taban düşüklüğüyle ya da barğırsak sarkması ile karakterize Rektal Intussuception gibi kadınlarda dışkılama güçlüğü tipi kabızlığa yol açan diğer sorunlarla birlikte görülür.

   Çeşitli klinik çalışmalarda, Rektosel’in adı geçen bu pelvik taban hastalıklarıyla birlikte görülme oranının %80 ila %90 civarında olduğu, izole rektosel görülme oranının ise sadece %10 ila %20 arasında olduğu bildirilmektedir.

   AnalCerrahi olarak Ocak 2026 itibariyle 680 kadın hastayı içeren baryum defekografi çalışmamızda; 2cm’den büyük Rektosel görülme oranı %86,9 olarak saptanırken 2cm’den büyük izole rektosel görülme oranı %0 olarak bulunmuştur.

   Günümüzde, "Rektosel Onarımı" adı altında, sadece Rektosel boyutunu küçültmeye ve zayıflayan rektovajinal duvarı güçlendirmeye yönelik farklı cerrahi teknikler uygulanır. Sıklıkla izole rektosel varlığında tercih edilen bu cerrahi girişimler; Vajina içinden (Transvajinal), Makat içinden (Transanal), Vajina ile makat arasından (Transperineal) veya Karın içinden (Abdominal) yapılır.

• Transvajinal Onarım: Sıklıkla jinekologlar tarafından, vajina arka duvarından yapılan ve “posterior kolporafi” olarak adlandırılan onarım yöntemidir. Dışkılamayı kolaylaştırmaktan ziyade vajinada hissedilen şişkinlik ve baskı hissini azaltmayı hedefler. Ağrılı cinsel ilişki (disparoni) riski nedeniyle cinsel olarak aktif kadınlara önerilmez.

   Dolayısıyla çoğunlukla menopozda ve rektosel boyutu 5–6 cm’den büyük, ileri yaştaki kadınlarda tercih edilir. Sadece Rektosel boyutunu küçültmeye ve zayıflayan rektovajinal duvarı güçlendirmeye yönelik bir ameliyat olduğu için dışkı yumuşatıcı kullanma ihtiyacı, ameliyat sonrasında da devam edebilir.

   • Transperineal Onarım: Makat ile vajina arasındaki ciltten girilerek rektum ile vajina arasına yama (mesh) yerleştirilmesi esasına dayanan bir cerrahi yöntemdir. Bu sayede rektovajinal duvar desteklenir ve dışkılama sırasında oluşan fıtıklaşma azaltılmaya çalışılır.

   Genellikle 3 cm’den küçük ve eşlik eden başka pelvik taban hastalıklarının olmadığı izole rektosel olgularında tercih edilir. Ancak eşlik eden yandaş hastalıkların varlığında işlevsel başarı oranı düşer ve çoğu zaman dışkı yumuşatıcı kullanma ihtiyacı olur. Ayrıca kullanılan yamaya bağlı olarak mesh reaksiyonu, enfeksiyon veya rektovajinal fistül gibi komplikasyonlar da gelişebilir.

   • Transanal Onarım: Rektumun gevşemiş veya sarkmış kısmı, makat içinde girilen özel el aletleri aracılığıyla kesilip çıkarılır. Stapled TransAnal Rektal Rezeksiyon (STARR) adı verilen bu ameliyat, Hemoroid tedavisinde kullanılan Longo ameliyatının farklı bir versiyonudur. Bu sayede dışkılama yolunun düzeltilmesi amaçlanır. Ancak ilave olarak Anismus varlığında başarı oranı düşer ve çoğu zaman dışkı yumuşatıcı kullanma ihtiyacı devam eder.

   • Abdominal Onarım: Karın içinden, sıklıkla da Laparoskopik Ventral Rektopeksi adıyla yapılan bir askı ameliyatıdır (onarımdır). Karın içerisinden girilerek yamanın bir ucu rektum ön duvarına, diğer ucu ise yukarıya doğru çekilerek karın arka duvarına sabitlenir. İlave olarak Rektal prolapsus adı verilen rektumdaki sarkmanın ileri aşamada olduğu hastalarda tercih edilir. Ancak ilave olarak Anismus ve Rektal Hiposensitivite varlığında başarı oranı düşer ve çoğu zaman dışkı yumuşatıcı kullanma ihtiyacı devam eder.

Sonuç olarak…

Mevcut cerrahi yöntemlerden hiçbiri, bir diğerinden daha üstün değildir. Her cerrahi yaklaşımın kendine özgü; artıları, eksileri ve cerrahi riskleri bulunur. Çözüm: Bütüncül Bakış Açısı...

   Rektosel sadece cerrahiyle dikilip geçilecek bir "balon" değildir. Eşlik eden diğer hastalıklar, yani kas koordinasyonu ve his kaybı gibi bozukluklar da düzeltilmediği takdirde ya cerrahi onarım yetersiz kalacaktır ya da o balon bir süre sonra tekrar şişecektir. O yüzden... 

Rektosel tedavisinde başarılı sonuçlar; yalnızca fıtığın cerrahi olarak düzeltilmesiyle değil, bozulmuş dışkılama mekanizmasına odaklanan ve sağlıklı dışkılamayı hedefleyen kişiye özel tedavi planlamalarıyla elde edilir.

Rektosel Tedavisini Kim Yapar?

   Rektosel, pelvik taban hastalıklarıyla ilgilenen jinekologlar, ürojinekologlar, genel cerrahlar, kolorektal cerrahlar ve proktologlar tarafından tedavi edilmeye çalışılır. Teknik açıdan, mevcut cerrahi yöntemleri uygulamak çok sorun değildir. Asıl önemli olan ise hangi hasta için hangi tedavinin daha uygun olduğunu belirlemek ve gerektiğinde, uygun modifikasyonlara gidebilmektir. Çünkü asıl olan fıtığın cerrahi onarımı değil, dışkılama mekanizmasının bütününe odaklanan ve sağlıklı dışkılamayı hedefleyen proktolojik bakış açısıdır.

AnalCerrahi Op.Dr.Levent TEZCAN

AnalCerrahi olarak tercihimiz...

   Rektosel gibi dışkılama güçlüğüne yol açan hastalıklarda öncelikle "LaserÖtesi Tedavi" önermekteyiz. Bu sayede "bir taşla iki kuş vurma" misali, işlevsel bütünselliği dikkate alacak şekilde gereksiz ıkınmalardan uzak, rahat ve sorunsuz dışkılama hedefine ulaşılır.

İlgili Konular...

♦ Normal Dışkılama » »

♦ Dışkılama Güçlüğü » »

♦ LaserÖtesi Tedavi » »

Güncelleme:27.03.2026

 
ÖNBİLGİ TALEP FORMU
Farkındalık İçin Form Doldurun ..
 
 SORULAR VE YANITLAR
Siz de Sorun ..
 
HASTA HİKAYELERİ
Siz de Paylaşın ..
Etiketler: Levent TEZCAN, pelvik taban disfonksiyonu, pelvik taban hastalıkları, pelvik taban hastalıkları tedavisi, dışkı kaçırma, gaz kaçırma, dışkı kaçırma tedavisi, gaz kaçırma tedavisi, kabızlık, kabızlık nedir, kabızlık belirtileri, kabızlık nedenleri, kronik kabızlık, kabızlık sebepleri, dışkılama güçlüğü, rektosel, makat fıtığı, dekografi, rektosel tedavisi, rektosel belirtileri, rektosel nasıl oluşur, anismus tedavisi, makatta kasılma, pelvik taban düşüklüğü, pelvik taban zayıflığı, pelvik taban çökmesi, anal muayene, anal muayene nedir, anorektal muayene, 3d endoanal ultrason, anorektal manometri, analmanometri, biofeedback, anismus, dışkı kaçırma, laserötesi, laserötesi tedavi, anorektal fonksiyon, dışkılama, ıkınma, proktolog, proktolog bursa, dışkılama pozisyonları, sıcak uygulama

MENÜ

  • - ANASAYFA
  • - HAKKIMIZDA
  • - ANAL HASTALIKLAR
  • - ANOREKTAL HASTALIKLAR
  • - TEŞHİS VE TEDAVİ
  • - PROKTOLOJİ BLOG

PROKTOLOJİ DESTEK

  • ÖN BİLGİ TALEP FORMU »»
  • SORULAR VE YANITLAR »»
  • PAYLAŞIM ve YORUMLAR »»

İLETİŞİM VE RANDEVU

AnalCerrahi
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk
Sit. F bl. D:1 Osmangazi, BURSA

+90 (224) 235 10 50

+90 (532) 485 18 00

basurum@gmail.com

© 2006 - 2021 Site Haritası (Xml) (Etiketler)
Bu site içeriği, bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup teşhis ve tedavi hizmeti vermemektedir.
Web Tasarım Nettrend